Kendimizi sevmek

Violet ALALOF Köşe Yazısı
10 Şubat 2010 Çarşamba

Geçen yazımda kendimizi nasıl severiz sorusunu sormuştum size. Bu yazımda bahsetmek istediğim konu da bu. Ne zaman kendimizi sevmek konusu açılsa, genelde herkes ben kendimi severim diye cevaplıyor. Biraz üstünde düşündüğümüzde ise, aslında kendimizi sevmenin ne olduğunu tam anlamıyla bilmediğimiz ortaya çıkıyor. İşte şimdi biraz kendimizi sevmekten bahsedelim.

*Kendimizi sevmek başkasının bize yapmasını istemediğimiz şeyleri bizim kendimize yapmamamızdır.

Başkası yapınca hiç hoşumuza gitmeyen şeyleri acaba farkında bile olmadan kendimize yapıyor muyuz? Örneğin kendinize ne kadar hoşgörülüsünüz? Başkaları size karşı tahammülsüz ise ve siz buna çok üzülüyorsanız acaba siz kendinize karşı ne kadar tahammüllüsünüz? Etrafınızdakilerin söylediklerinizi ciddiye almadığından şikâyetçiyken, siz kendinizi ne kadar ciddiye alıyorsunuz?  Başkalarının eleştirileri sizi kızdırırken aslında siz kendinizi ne kadar çok eleştirdiğinizin farkında mısınız? En ufacık bir olayda bile kendinizi acımasızca yargılıyor musunuz? Kendinize hata yapma izni veriyor musunuz, yoksa her şey mükemmel mi olmalı?

Size hayat yolculuğumuzda en iyi öğrendiğimiz anların hata yaptığımız anlar olduğunu söylesem; hatta aslında ‘hata’ diye bir kavramın olmadığını, yaşadığımız olayların sadece birer deneyim olduğunu ve bizim sevmediğimiz deneyimlerimize ‘hata’ damgasını vurduğumuzu söylesem. Geri dönüp baktığımızda yaşadığımız her olayın hayatımıza çok önemli katkılarının olduğunun farkına varalım. Kendini seven insan deneyimlerinden ders alarak büyüyen ve bundan dolayı da kendini yargılamayan insandır. O an için verebileceği en doğru kararı verdiğini bilen insandır. Kendine karşı hoşgörülü ve sevecen davranan insandır.

*Kendimizi sevmek kendi ihtiyaç ve isteklerimize ve kendimize öncelik tanımaktır.

Sevdiğiniz şeyleri yapmak ve hayattan zevk almak için vaktiniz var mı? Yoksa bir koşuşturma içinde kendinizden başka herkese öncelik tanıyarak kendinizi hep unutuyor musunuz? Hayatta en çok değer verdiğiniz kişilere nasıl davrandığınıza bir bakın. Onları görmezden gelip, ihtiyaçlarıyla ilgilenmezmiş gibi davranır mısınız? Cevabınız kesinlikle hayır değil mi? Peki kendinize nasıl bu kadar umursamaz davranabiliyorsunuz?

‘Fedakârlık’ oyunu altında kendini hep başkaları için feda edip beklediği karşılığı bulamayanlar sürekli şikâyet ederek hem kendilerine hem etrafındakilere hayatı zehir ederler. Çünkü kendilerini feda etme karşılığı olarak bir beklentileri vardır. Bu beklenti karşılanmayınca da çok mutsuz olup etraflarını da mutsuz ederler. Oysa ancak mutlu insanlar etraflarına mutluluk saçabilir. Hadi gelin hemen bu hafta kendinize uzun zamandır yapmak isteyip de yapamadığınız bir şeyi yapma iznini verin. Bu bir kahve içmek bile olabilir. O kahveyi sadece kendiniz için ayırdığınız bu vaktin değerini bilerek ve keyfini çıkararak için.

*Kendimizi sevmek kendimizi ve bizi inciten herkesi affetmiş olmak demektir.

Hâlâ hatırladıkça öfke duyduğunuz ve üzüldüğünüz olaylar ve kimseler var mı? Her gün içinizde bu öfkeyi ve kırgınlığı taşıdığınızın farkında mısınız? Kendini gerçekten seven insan kendisini bu kadar üzer mi? Onu üzen düşünceleri sürekli zihninden geçirir mi? İçinde ona bu kadar ağırlık veren kini, öfkeyi taşır mı? Affetmek sadece kendiniz için yapacağınız bir eylemdir, affedeceğiniz kişi için değil. Affetmek özgürleşmektir. Her gün içinizde farkında olmadan taşıdığınız bir ağırlıktan kurtulmaktır; bizi yakan duygulardan uzaklaşmaktır. Kolay değil demeyin. Aslında çok da kolay. Daha ne kadar kendinize eziyet edeceksiniz o olaylar ve insanların size yaptıklarını düşünüp, içinizi sıkıp, kendinizi hasta ederek? Gerçekten kendini seven insan kendine bunu yapmaz. Geçmiş yaşanmış ve bitmiştir. Bugünün gerçeği değildir. Siz sürekli geçmişi düşünerek, geçmişi bu ana getirerek ve onu sanki bugünün gerçeği gibi yaşayarak bu olayların etkisinden kurtulamazsınız. Lütfen her an düşüncelerinizin farkında olun. İçinizin sıkıldığını fark ettiğiniz an düşüncelerinizi size ferahlık verenlerle değiştirin. Öfke duyduğunuz insanlara içinizden geldiği gibi bir mektup yazın. Hayatta olsun veya olmasınlar fark etmez. Bütün söylemek istediklerinizi yazın, bırakın aksın duygularınız kâğıda. İçinizdeki öfkeyi akıtın. Affetmek için bu ilk adımı atın artık; hem kendinizi hem başkalarını.

Yukarıda bahsettiklerim kendimizi gerçekten sevmeye doğru giden yolda atılacak en önemli adımlardan bazılarıdır. Şunu hiç unutmayın: Son nefesimizi verene kadar her an bizimle olan tek kişi kendimizdir. Kendimize iyi bakalım, sevelim, değer verelim. Ancak böyle bir insan gerçekten başkasını sevebilir. Ancak kendini seven insan etrafına ışık saçabilir.

Dünyamızın kendini seven bireylere acilen ihtiyacı var!...