Alüminyum Hurda Geri Dönüşüm

Ağa Takılanlar/ Bilinçli olmadan da olsa fışkıran banal antisemitizm örnekleri

• Halkların seçimi
Tayyip Erdoğan dahil birçok Türk siyasetçi ve sivil toplum örgütü de İsviçre’de referandumla yeni minare inşaatlarının yasaklanmasını kınadı. Referandum sonucunu destekleyenlerin kullandığı savunmalardan biri bunun demokrasi olduğu ve halkın minare yapımına karşı olduğu idi. Bu savunmayı duyduktan sonra aklıma Tayyip Erdoğan'ın Filistin'de seçimlere katılan ve siyasileşen terör örgütü HAMAS'ın zaferini desteklemesi ve bunu halkın seçimi olduğundan her devletin saygı duyması gereken bir gerçek olduğunu söylediği geldi... Tüm terör listelerine girmiş, birçok devletçe kınanmış ve aranan teröristleri, halk oy verdi diye tanıyan ve kabul edilebilinir gören Başbakan, İsviçre’deki halk kararını (%57.5!) nasıl eleştirecek?
http://www.thinkturk.com/2009/12/isvirede-minaretler-vs-filistinde-hamas.html

• Bizler hiçbir şekilde İsrail’le empati dahi yapabilecek bir hayat yaşamıyoruz
İsrail’le ilgili yıllardır savunduğum bir şeye, bu topraklara ilk kez ayak basınca bir kez daha inandım: Bizler hiçbir şekilde İsrail’le empati dahi yapabilecek bir hayat yaşamıyoruz... Daha evvel de dedim, hiçbirimiz bir dakikalığına bile ‘devletsiz’ kalmadık... Türkiye bir terör ülkesi olmasına rağmen büyük şehirlerde, gündelik hayatta terör tekil olaylarla sınırlı kaldı, sistematikleşmedi ve gündelik hayatın bir parçası olmadı... Terörü bu insanlar gibi sindiremedik, söz gelimi bir Cafe Marmara bombalanması toplumsal belleğimizde travmasını hâlâ koruyor ve öyle kolay kolay “Boşver ya” diyemiyoruz.
2005’ten beri İsrail bir normalleşme sürecinde... Artık otobüs beklerken ya da bir kafedeyken paranoyaklaşmanız gerekmiyor.
Tarihe baktığımızda Yahudilerle Avrupa’ya kıyasla çok daha adaletli ve yakın bir ilişkisi olan biz Türklerin de bu normalleşmeye katkıda bulunmamız gerektiğine inanıyorum.
Oray Eğin
http://aksam.com.tr/2009/12/14/yazar/15545/oray_egin/israil_notlarim_2__bir_intihar_bombacisi__bir_kanser_hastasi.html

• Sanki Yahudi olmak suçtu ya da utanılacak bir şeydi
Kızın isminin Maria Rita olması rahatsızlık yarattı. ‘Yahudi’ olduğunu söyleyenler bile çıktı, sanki Yahudi olmak suçtu ya da utanılacak bir şeydi. Adı Maria Rita olan bir kızcağız, Türkiye'yi temsil edebilir miydi, edemez miydi? Gerçi bestesini Türkçe yapmıştı ve bizden daha güzel Türkçe konuşuyordu ama... Edemez dediler, kızı yarışmaya göndermediler. Bahane olarak, yarışmanın Kudüs'te yapılacak olması, Arap dünyasının buna göstereceği varsayılan tepki falan filan kullanıldı. O dönemde yaşanan ekonomik krizde ("döviz yok" bahanesi) öne sürüldü. TRT yarışmadan çekildi. Kızın sevinci kursağında kaldı. Hatası, vatanını ciddiye almak ve benimsemek, anayasaya güvenip kendini bizlerle eşit sanmak olmuştu!
Engin Ardıç
http://www.sabah.com.tr/Yazarlar/ardic/2009/12/19/maria_ritadan_kim_ozur_dileyecek

• Bugün için Hamas'la müzakere edecek durumda olduğumuza ya da bundan bir çıkarımızın olduğuna inanmıyorum
Hamas, günümüzde belirli bir toprak parçası üzerinde yaşayan bir halkın ihtiyaçlarını karşılamak durumunda olan bir hükümet oluşturduğu için, tüm uluslar ve hükümetler gibi onun da belli çıkarları vardır. Bu çıkarlar dikkate alındığında, belki ortak bir payda da bulunabilir. Geçmişte bunu Hamas ile çok defa yaşadık ancak bunlar belli başlı tek tek olaylara yönelik durumlardı. Örneğin Gazze Şeridi’nden çekilmeyi, kapalı kapılar ardında Hamas'la gizlice müzakere ettik, yani bunu Hamas'la uzlaşı içinde ve her iki tarafı de memnun edecek şekilde gerçekleştirdik. Fakat bugün için Hamas'la müzakere edecek durumda olduğumuza ya da bundan bir çıkarımızın olduğuna inanmıyorum. Hamas'ı gerçek anlamda siyasal sürece katacak ilk adımın, Filistin tarafındaki iki rakibi; Ramallah'taki Filistin hükümeti ve El Fetih hareketi ile Gazze Şeridi'ndeki Hamas'ı, daha sonra İsrail'le görüşmeleri de mümkün kılabilecek şekilde bir araya getirip ortak bir paydada buluşturmakta yatıyor. Bu olayların adım adım gelişmesi gerekiyor. Ancak bir gün sürecin olgunlaşması da gerekiyor. Zira Hamas ile ilgili olarak sadece iki olasılık mevcut: Ya Hamas'ı bertaraf etmek ya da Hamas'la bir biçimde uzlaşmanın yolunu bulmak. Oysa Hamas'ı bertaraf edemeyiz. Bunu denememiş değiliz. Dolayısıyla tek bir olasılık kalıyor; bu olasılık da, tarafların çıkarlarını koruyabilmeleri için bir biçimde bir uzlaşmaya ulaşılmasıdır.
Avi Primor - Özel IDC Herzliya Üniversitesi’nde Avrupa Çalışmaları Merkezi'nin direktörü ve İsrail'in eski Almanya büyükelçisi
http://tr.qantara.de/webcom/show_article.php/_c-670/_nr-525/i.html

• Bilinçli olmadan da olsa fışkıran 'banal' antisemitizm örnekleri
O gün üniversitedeki sohbette ortaya bir soru attım: “Sizce Türkiye antisemit bir toplum mudur?” Hep bir ağızdan 'Hayır' dediler.
Sonra ben Türk toplumunda Yahudilere yönelik birtakım tanımlamalardan söz ettim. Dünyadaki pek çok Yahudi müzesinde antisemitizme ayrılmış özel bölümler vardır. Türkiye'deki kimi benzetmeler buralarda örnek olarak sergilenebilir: “Tam bir Yahudi” diye bir deyiş yok mudur halk arasında? Yahudi esnaflara ön yargıyla yaklaşılmaz mı? Birisinin Yahudi olduğu özel olarak vurgulanmaz mı?
Bütün bunlar Türkiye'de toplumun bilinçaltına yerleşmiş, bilinçli olmadan da olsa fışkıran 'banal' antisemitizm örnekleri hâlbuki.
Oray Eğin
http://aksam.com.tr/2009/12/15/yazar/15567/oray_egin/israil_notlarim__3___aramizi__kimler_bozuyor_.html

• Ankara, İsrail’in demokrasisinden istifade edebilir
Türkiye açısından baktığımızda İsrail’in görünen tüm somut maddi şartları ve stratejik gücü haricinde Ankara’nın gözden kaçırmaması gereken çok önemli özelliği bu ülkenin demokrasisidir. Ankara daha demokratik, müreffeh ve dünyaya açık bir Ortadoğu hayal ediyorsa, İsrail’in demokrasisinden istifade edebilir. Tek şart, İsrail’in de Türkiye ile birlikte aynı rüyayı görmesi ve bunu hayra yorması. Görünen o ki Ankara-Tel Aviv hattındaki sessizlik ancak farklı eksende kurulacak yeni bir birliktelikle bozulabilir. Bakalım, bu yeni ekseni hangi şartlar belirleyecek?
Selim Savaş Genç
http://www.aksiyon.com.tr/yazarDetay.do?haberno=25660

• Temelinde tam anlamıyla İsrail karşıtlığının yattığı bir bakış açısı
Peki, ama Gazze adlı açık hava hapishanesinin iki kapısı var. Birinin kilidi İsrail'in elindeyse, ötekinin kilidi Mısır'ın elinde. Madem ki Başbakan'ın derdi Gazze'deki insani durumun iyileştirilmesi, o zaman neden buraya ambargo uygulayan Mısır'a yüklenmiyor. Neden Gazze'de iyileşme olmadan İsrail'e gitmeyeceğini bildiren Cumhurbaşkanı Gül, dün Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek'i Ankara'da ağırlamakta bir sakınca görmüyor. Bu tür tutarsızlıklar ve çifte standartlı yaklaşım, Türkiye'nin politikasının arkasında "aklı selimden" ziyade, temelinde tam anlamıyla İsrail karşıtlığının yattığı bir bakış açısının bulunduğu izlenimini güçlendiriyor.
Barçın Yinanç
http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?YZR_KOD=141&HBR_KOD=134108

• Çekilen acılar simetrisi
Başka önemli bir ders, Filistin davasına en büyük zararı, silahlı örgütlerin verdiğidir. Silah edinebilmek için, başka ülkelerin taşeronluğunu üstlenenler sonuçta o ülkelerin oyuncağı olur. Ne zaman bir barış umudu doğsa, o ülkeler o umudu baltalayacak eylemlere zorlarlar o örgütleri. Silahlı örgütler, asıl davalarını unutup, kendi varlıklarını sürdürme adına halkalarının daha çok acı çekmesine neden olur.
Öbür tarafın en radikalini genel sanmak da başka bir hatadır. “Filistinlerin hepsini öldürelim” diyen bir iki İsrailliyi bütün İsrail sanmak ve buna göre hareket etmek, böyle düşünen İsraillilerin sayısını arttırdı yalnızca. Aynı şey Filistinliler için de geçerli elbette.
“Son bilmem ne yok edilinceye kadar” ne kadar yanlışsa, “mazlumum, her türlü yönteme hakkım var” da o kadar yanlıştır. “Ama çekilen acılar simetrik değil” diyerek bir tarafı kayırma çalışmak, yanlışlarını göz ardı etmek bataklığa ilk adımı atmaktır.
Ayşe Karabat
http://www.radikal.com.tr/Default.aspxaType=RadikalYazarYazisi&ArticleID=968752&Yazar=AYŞE%20KARABAT&Date=12.12.2009&CategoryID=100

• “Ne Yahudi’si kardeşim, benim soyum sopum Türk”
Türkiye’deki İsrail karşıtlığı, Yahudi düşmanlığına dönüşürken, kuş gribinden domuz gribine, GDO’lu ürünlerden PKK terörüne, kuraklıktan kum fırtınalarına kadar pek çok olayda tarz yaratan komplolar geliştirdik.
Ülkemize gelen İsrailli turistlerin beraberlerinde keneler getirip Ilgaz Dağları’na bırakıp kaçtığından tutun da, organ mafyasının Yahudi sermayesi tarafından cesaretlendirilmesine kadar pek çok konuda ortaya salınan dedikoduları gazetelere haberler yaptık. Göğsümüzü gere gere “Van minit” dedik. Gazze olayına bile Filistin Devlet Başkanı Abbas’tan daha çok sahiplendik. Düşmanlığımızın boyutlarını gerçi içmesem bile Coca Cola, Pepsi, MC Donalds, gibi ürünlere yönelttik. Yetmedi çarşaf çarşaf Yahudi sermayesinin sahip olduğu şirketlerin isimlerini logolarını e-posta gruplarına yolladık. Çoğu isim ve logo hakiki Türk şirketi çıktı, adamlar yırtındı durdu. Mesela Ankaralı bir mobilya şirketi “Ne Yahudi’si kardeşim, benim soyum sopum Türk, dinim İslam, ne işim var benim o listede” diye feryat figan etti. Adam bir de MÜSİAD üyesi çıkmasın mı? Doğru dürüst Kur’an emirlerini uygulamayan milletimize Tevrat’ın on emrini öğrettik çok şükür. Öldürmeyeceksin diye haykırdık…
Mehmet Koca
http://skyturk.net/yahudi-oyunu/

Haftanın bilgisi
Musevi İnancına Göre ‘Zeytin’:

Yahudi geleneklerine göre zeytin, İsrail boylarının Mısır’dan Hicreti sırasında Mishkan’da (seyyar çadır tapınak) ve daha sonra Kudüs’deki daimi Tapınak’da ibadet ederken yedi-kollu Menora’da (Menorah) (mum kullanımı yasak olduğu için şamdan değil) kullanılabilen tek yağdır. Sıkılmış bir zeytinin sadece ilk damlası kullanılarak elde edilirdi; rahipler tarafından yalnızca -epür zeytinyağının ilk çıkış noktası olan- Tapınakta kullanılmak amacıyla kutsanır ve özel kaplarda muhafaza edilirdi. Bugün Menora’nın bir kopyası, bu kaplardan sonuncusunun Tapınağın yeniden-adanması sırasında (M.Ö. 163) bulunması mucizesini kutlayan Hanuka bayramı sırasında kullanılmaktadır (yeniden-adanma sonrasında kabın içeriği umulandan çok daha uzun süre dayanmış, daha fazla yağın yapılmasına daha fazla zaman tanımıştır). Mumlar Hanuka’yı yakmak için kullanılabilirdi, ancak esas Menora’yı taklit etmek için yağ kapları tercih edilir. Musevi inancında yağın diğer bir kullanımı, İsrail Krallığının Kral David’den sonra gelen krallarını başlarına sürerek kutsamak içindir. Tzidkiyahu yağ ile kutsanan son İsrail Kralıdır. Zeytinyağının Talmud’da yazılı farklı bir kullanımı da, su-yağ-tuz karışımı bir gargara ile kötü kokan nefes içindir.
http://www.zytn.com.tr/index.php?a=din

Eskilerden / Hatırlayalım

Çiçek Apartmanı günleri
Biz orada, bir apartman dolusu Müslüman ve Musevi, birlikte oruç tuttuk, Şeker Bayramı ve Hamursuz Bayramı kutladık. Muhtemelen hiçbir apartmanda olmadığı kadar mıncık mıncık yaşadık, eğlendik, paylaştık. En ufak bir problem yaşamadık.
Bu insanlar her zaman çok şen şakrak, ama hep de bir lokma buruktular. Musevi cemaatinin en önde gelenlerinden değildiler. VIP değildiler. Hep bir hayat gailesinin içindeydiler. Dolayısıyla, hafiften de eziktiler.
O prens/prenses dergilerinde resimleri basılmayan, en 'in'leri ilk tadamayan, hayat için hep uğraşan Kohenler/Beharlar, bana hep o Çiçek Apartmanı günlerimi hatırlatır. Burnuma fırından taze çıkmış börekitas kokusu gelir. Isınırım.
Nur Çintay A.
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=95694

Hoşunuza gidecek siteler
http://guyshachar.com/content/

Haftanın fıkrası
İsrail parlamentosunda bir savaş ilanı oylamaya konulacakmış. Bu duruma göre ABD'ye savaş açılacak, savaş kaybedilecekmiş. Böylece Japonya örneğinde olduğu gibi askeri masraf yapılmayarak kısa sürede zengin olunması planlanıyormuş. Tam oylamaya geçileceği sırada bir parlamenterin sesi duyulmuş:
- Peki, ya savaşı kazanırsak?
http://www.sabah.com.tr/Yazarlar/uluc/2009/12/19/tebessum

İLGİLİ HABERLER

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın