Yakın geçmişteki veriler, en kötünün geride kaldığını ve yurt dışında resesyonu bitirmek için alınan tedbirlerin reel ekonomiye fayda sağladığını gösteriyor. Üçüncü çeyrek itibariyle, krizden çıkıldığını iddia eden ekonomistlerin sayısı bir hayli fazla…

" />

Ekonomik kriz sona erdi mi?

Yakın geçmişteki veriler, en kötünün geride kaldığını ve yurt dışında resesyonu bitirmek için alınan tedbirlerin reel ekonomiye fayda sağladığını gösteriyor. Üçüncü çeyrek itibariyle, krizden çıkıldığını iddia eden ekonomistlerin sayısı bir hayli fazla…

Ekonomik kriz sona erdi mi?

Yaz tatili sebebiyle uzun bir süre yazılarıma ara vermiştim. Umarım bu dönemde bol kazançlı günler geçirmişsinizdir. Bu hafta kısaca geçtiğimiz 1.5-2 ay içerisinde neler olduğuna göz atmak ve ilerleyen günler için birkaç fikir vermek isterim.

Borsalarda yükselişin yeni başladığı bir dönemde yazılarımı bırakmıştım. Ayrı kaldığımız periyotta da yatırımcılar en kötünün geride kaldığını ve yurt dışında resesyonu bitirmek için alınan tedbirlerin reel ekonomiye ve bankalara fayda sağladığını gelen veriler ışığında görmeye başladılar. Ev fiyatları ve endüstriyel üretim verileri belli bir noktada stabilize olurken, işsizlik rakamları son haftalarda bir önceki haftalara göre daha ılımlı bir seyir izlemeye başladı. Bununla birlikte ikinci çeyrek şirket kârlılıklarının beklenen seviyelerin bir hayli üzerinde gelmesi olumsuzluğun azalmasında bir hayli önemli rol oynarken gelecek hakkında beklentilerin de daha olumlu olmasına katkı sağladı. Almanya ve ABD gibi ülkelerin Gayri Safi Milli Hâsıla verileri beklenenden olumlu açıklanırken, üçüncü çeyrek başı itibariyle resesyondan çıkıldığını iddia eden ekonomistlerin sayısı bir hayli fazlalaştı. Peki, şu anda bütün bu gelişmeleri nasıl yorumlayabiliriz? Borsa fiyatlarının dip seviyelerine göre oldukça yükseldiği, gelişmiş ülke para birimlerinin faizleri daha yüksek olan ülke para birimlerine karşı değer kaybettiği bu dönemde temkinli olmaya devam etmeli miyiz? Bu kriz ve krizden hızlıca çıkışın borsalara yansıması da çok çabuk sürede gerçekleşti. Türkiye borsası IMKB-100 dip seviyesine göre TL bazında yüzde 100’ün üzerinde getiri sağlarken, bu yükselişe dolar bazında bakıldığında bu oranın daha da arttığını gözlemleyebiliriz. Şimdi yukarıda herkesin kafasında bulunan soruları kısaca cevaplamak isterim. Bana göre krizde dip noktası görüldü ve hükümetlerin reel ekonomiye aktardıkları para etkisini göstermeye başladı. Dolayısıyla şu an geçen kış yazdığım yazılarda her düşüşten sonra işlerin daha kötüye gidebileceği anlamını savunurken artık düşüşlerin yükseliş için gerekli olan düzeltmeler olduğu kanaatindeyim. Konuyu biraz daha irdelemek gerekirse şu an bazı yatırımcılar borsaların çok yükselmesinden ve işsizliğin hala kötü seviyelerde olmasından ötürü ekonomideki toparlanmanın borsanın fiyatladığından daha uzun sürebileceğini düşünüyor. Bu doğru bir tez olabilir ancak toparlanma sürecinin başladığı konusunda herkes hem fikir. Sonuç olarak borsalar bu seviyelerden yüzde 20 civarında bir geri çekilme yaşarsa bu satış eskisi gibi geri durup beklenilecek bir seviye değil alım yapılması gereken bir nokta olur diye düşünüyorum. Buna rağmen herhangi büyük bir geri çekilme yaşanmayabileceğinin de farkında olmakta yarar var. Dolayısıyla “kaçan kaçtı” gibi bir görüşü benimsemek yerine bankalar haricinde henüz en tepe fiyatlarına daha uzak alan endüstriyel şirket kâğıtlarının bundan sonraki yükselişlerde diğer kâğıtlara göre daha iyi bir performans sergileyeceği görüşündeyim.

Kısaca Türkiye’de faiz bacağında yaşanan gelişmelere ve bu gelişmelerin ülkemiz üzerinde etkilerine de değinmek isterim. Şu an faizler yüzde 7.75 seviyesine kadar gevşedi. Enflasyon oranındaki düşüşün devam ettiği düşünüldüğünde faizlerin yüzde yedi seviyesine kadar gevşemesi beklenmekte. Ancak bu oranın sürdürebilinir bir oran olduğu konusunda şüphelerim var. Gelişmiş ülke merkez bankaları resesyonun tam olarak bittiğini düşündükleri zaman enflasyon riskinden korunmak için faizleri artırma yoluna başvuracaklar. Bizim de diğer ülkelere ayak uydurup faiz artırımları yapmamız gerekecek. Eğer böyle bir yola başvurmazsak ülke para birimimiz diğer para birimleri karşısında ciddi değer kayıpları yaşayabilir ve bu da küçülme yaşadığımız 2009 yılından sonra 2010’da istikrarı tekrar yakalamamızda bize engel olabilir. Bu konular hakkında önümüzdeki haftalarda daha detaylı yazılar yazacağım. İyi haftalar ve bol kazançlar.

İLGİLİ HABERLER

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın