Marul yaprakları içine hamursuzu, kereviz yaprağını, haroseyi koyup yiyivermek pek keyifli olurdu. Dedem işi uzattıkça uzatır, kitaptaki soruların anlamını ve cevaplarını açıklar biz de açlıktan bayılırdık. Nihayet dualar bittiğinde gecenin gerektirdiği yemekler (balık, mutlaka kuzu, yanında enginar, bakla veya araka --yani bezelyenin İzmircesi- ve sonunda kıymalı mina --yani hamursuzla yapılmış börek-) yenirdi.

" />
Alüminyum Hurda Geri Dönüşüm

Bu hafta ağımıza takılanlar...

Marul yaprakları içine hamursuzu, kereviz yaprağını, haroseyi koyup yiyivermek pek keyifli olurdu. Dedem işi uzattıkça uzatır, kitaptaki soruların anlamını ve cevaplarını açıklar biz de açlıktan bayılırdık. Nihayet dualar bittiğinde gecenin gerektirdiği yemekler (balık, mutlaka kuzu, yanında enginar, bakla veya araka --yani bezelyenin İzmircesi- ve sonunda kıymalı mina --yani hamursuzla yapılmış börek-) yenirdi.

Bu hafta ağımıza takılanlar...

Haftanın linki

"BU GECENİN DİĞER GECELERDEN FARKI NE?"

Agada Kitabı Tanrı’nın buyruğu gereğince Pesah öyküsünün anlatımını içeriyormuş. Agada’nın belirli bir yazarı yokmuş, Tevrat metinlerindeki bu konuya ilişkin yazılarla anlatılardan derlenmiş, şarkılar ve kutsama dualarıyla neşeli bir hale getirilmiş haliymiş. Yemek töreni çocuğun sorduğu "Bu gecenin diğer gecelerden farkı ne?" sorusuna:

-Diğer geceler Hametz de yenebilir, ancak bu gece yalnız matsa yenir.

-Diğer geceler her türlü yeşillik yenebilir; bu gece ise yalnızca acı otlar yenir.

-Diğer geceler yediğimiz otları tuzlu suya banmayız ama, bu gece bunu iki defa yaparız.

-Diğer geceler yemeğimizi istediğimiz konumda yiyebildiğimiz halde bu gece hepimiz sol yanımıza yaslanarak yemeliyiz.

-Bu gecenin diğer gecelerden farklı şu ki; eğer Tanrı bizi kurtarmasaydı, halen esir bir millet olacaktık

diye cevap verilmesiyle başlarmış.

 Yaslanmanın sola doğru olması yemek yerken hazımla ilgili bir tersliğin oluşmaması içinmiş. Bu yaslanık duruş, dört bardak şarabın içilmesi, ilk parça Matsa’nın yenmesi ve Afikoman yenmesi sırasında zorunlu konummuş.

http://kikiikokoo.blogspot.com/2009/04/so-let-it-be-written-so-let-it-be-done.html

Haftanın anısı

PATRONUMUZUN MADAM ROZA İSİMLİ BİR HANIMI VAR Kİ AŞIRI DİNDAR BİRİ…

Yahudilerin bir Hamursuz Bayramı vardır. Yılın belirli günlerinde mayalı hamurlu ekmek yemez, gofret gibi, peksimet gibi şeyleri yerler ve evde kendi madamları tarafından hazırlanmış özel yiyeceklerle idare ederler. Patronumuzun Madam Roza isimli bir hanımı var ki aşırı dindar biri... Dini yaşamından hiç taviz vermez ama beyi ise hiç de öyle değildi. Ama beyi de madamdan çekindiği için dindar görünmeye çalışırdı. Madam Roza’nın yaptığı şeyleri işyerine getirir, bir kenara bırakır, öğleyin biz yemeklerimizi yemek için hazırlandık mı o da o özel yiyeceğini alır ve bir kenara oturup yerdi. Ama bizim Yücel arkadaş -sağ ise kulağı çınlasın öldü ise Allah rahmet eylesin- patronumuzun yakınında ikamet ettiği ve onları ailece iyi tanıdığı için şımarıklık yapar, onlar da onun hatalarını görmezden geliverirlerdi.

Bu samimiyete dayanarak madamın beyine hazırlayıp gönderdiği hamursuzları biz Yücel ile yemiştik bir gün. Öğleyin patron bakıp da hamursuzları göremeyince, bize sormuş biz de görmediğimiz söyleyince “Ne oldi beee, sabahleyin şuraya koymuştum siz bir şeyler yaptiniz bunlar uçmadi ya” diye meraklanır, Yücel “Bunlar okunmuş, üflenmiş şeyler, uçmaz olur mu Mösyö Patron tabiî ki uçar belki de uçtu bunlar” deyince patron, “Hadi oradan be, ben şimdi ne yapacağim söle bakalim” demişti... “Sen de bizim gibi ekmek ye” diye çıkış yolunu söyleyince Yücel, “ Olur mi ya benim madam duyarsa” diye itiraz etmişti patron Aron. Sonra ikna etmişti de “Hadi bana da bir çeyrek ekmek alın, yalnız Madam Roza duymasın haaa, bu uzun günler aç geçer mi be” diye tembih etmiş ve ekmeği götürerek orucu bozmuştu.

Hamursuz Bayramı’na gelince Yahudi bayramları arasında, mazisi en eski dönemlere dayananı Pesahtı bu bayram. Bahar Bayramı, Özgürlük Bayramı ve Hamursuz Bayramı olarak da bilinirdi. İbrani Takvimine göre Nisan ayının 15’inde kutlanırdı.

Yahudiler’de Mısır’daki kölelikten kurtuluşun anısına her yıl 8 gün kutlanırdı. Tevrat’a göre Mısır’da Firavun’un köleleri olarak kullanılan ve üzerlerine ağır işler yüklenen Yahudiler, Allah’ın yardımıyla Musa’nın önderliğinde Mısır’dan çıkarlar. Ancak bu çıkış o kadar acele ve apar topar olmuştur ki, Yahudiler kendileri için hazırladıkları ekmeklerin hamurlarının mayalanmasını beklemeden pişirmişlerdir. Bu yüzden, bu bayramda mayalı hiçbir ürün tüketilmez. Pesah boyunca museviler mayasız hamurdan yapılmış matsa adındaki ekmeği yerler…

Pesah’ın ya da Hamursuz’un hikâyesi de buydu…

http://www.ismaildetseli.com/2009/03/08/1319/

Eskilerden

ANNEM HAMURSUZU KAYNATIP ÜZERİNE RAFADAN YUMURTA, ZEYTİNYAĞI VE RENDELENMİŞ PEYNİR EKLERDİ İNANILMAZ BİR TAD ÇIKARIRDI BUNDAN

Biz de çocukken Seder yapardık. O zamanlar dua kitaplarına henüz Türkçe girmiş değildi... Anlamadığımız İbranice ya da büyüklerin anladığı bizim yalnızca kulak dolgunluğuyla bildiğimiz Ladino dilinden okunanları dinler Ladino latin alfabesiyle yazıldığından okumaya da katılırdık. Seder sofrasında en çok sevilecek şey tabii ki kölelikteki çamuru sergileyen elma reçeli Harose idi. Marul yaprakları içine hamursuzu, kereviz yaprağını, haroseyi koyup yiyivermek pek keyifli olurdu. Dedem işi uzattıkça uzatır, kitaptaki soruların anlamını ve cevaplarını açıklar biz de açlıktan bayılırdık. Nihayet dualar bittiğinde gecenin gerektirdiği yemekler (balık, mutlaka kuzu, yanında enginar, bakla veya araka --yani bezelyenin İzmircesi- ve sonunda kıymalı mina --yani hamursuzla yapılmış börek-) yenirdi. Biz arazi olurduk. Dedem yemek sonrası dualarına başlardı. Ertesi gün Havradaki, Türkiye Cumhuriyeti’ne ve o zamanki Cumhurbaşkanı kimse ona hayır dua da edilen, ibadetten sonra bayram ziyareti faslı başlardı...

Hamursuzun yemeklerinin kendilerine göre ayrı lezzeti vardı. Annem hamursuzu kaynatıp üzerine rafadan yumurta, zeytinyağı ve rendelenmiş peynir eklerdi inanılmaz bir tad çıkarırdı bundan. Bol pekmezli “bimueloz” da popülerdi ama ben küçükken bile pek sevmezdim. Evde kurallara uygun yerken zamanla yoldan çıktık. Gelenek güzelliğiyle gönlümüzde kaldı. Biz farklı tadların, kurallara uymamanın cazibesine kapılıp kuralları pek tınmaz olduk. Sekülerleşme diyorlar buna.

Cako

http://www.taraf.com.tr/makale/437.htm

“Echad mi yodea”

MUHTELİF ÜLKELERDEN SES KAYITLARI

http://jnul.huji.ac.il/dl/music/passover/index.html

Hoşunuza gidecek siteler

http://www.ralfarditti.com/

İlginç linkler

İsrail'i severim Yahudileri de

"Fiddler On The Roof" adlı müzikal tadındaki filmi izlediniz mi bilmiyorum ama izlemediyseniz kesinlikle bulun buluşturun izleyin. 3 saatlik bu filmin müzikleri, oyuncuların performansları ve konunun işlenişi yönüyle kesinlikle eşsiz. Yahudi toplumu hakkındaki düşüncelerinizi yeniden gözden geçirmenizi sağlayabilir.

http://www.okck.net/2007/10/israil-severim-yahudileri-de_26.html#ixzz0izWPJHg9

PORTAL: YAHUDİLİK

http://tr.wikipedia.org/wiki/Portal:Yahudilik

BARZANİLER VE İSRAİL

http://www.odatv.com/n.php?n=barzaniler-ve-israil-280310120

Güncel

ÜLKE GÜVENLİĞİ ÖN PLANDA İSE HUKUK GERİ PLANA KAYDIRILABİLİR

BENCE Suriye terörist devlettir. Eli kanlıdır. Türkiye'de şehit olan binlerce asker polis ve vatandaşlarımızın kanında eli vardır. (Ortadoğu'da huzur ve barış hakim olması isteniyorsa Suriye devleti masaya yatırılmalıdır. Bölünerek Filistin devleti kurulabilir gerçi bu ayrı yazı konusu ama değinmeden geçmedim) yakıt tankları bulunduktan sonra, Türk yetkililerin yaptığı açıklamalar günü kurtarmaya yönelikti.

ÇÜNKÜ bilgi sahibi değillerdi. İsrail bu gibi birçok operasyonlara imza attı. Kendi güvenliğini tehdit ettiğini düşündüğü ülkelerdeki tesisleri bombalayabiliyor. Bir askerinin esir tutulması karşısında tonlarca bomba yağdırması güvenliğine, milletine ve askerine verdiği değeri de ortaya koyuyor. Ayrıca ülke güvenliği ön planda ise hukuk geri plana kaydırılabilir. Geçen hafta sonu gazeteler Mossad'ın, Budapeşte'deki infazını manşetlerine taşıdılar.

Nazmi Çelenk

http://www.tercuman.com.tr/v1/yazaryazi.asp?id=144

BENCE BU GİRİŞİM OLASI İRAN OPERASYONUYLA İLGİLİ BİR HAZIRLIKTI

Peki, asıl amaç neydi? Ben Google Earth’da saatlerce kafa patlattım. En basit şekliyle şöyle anlatayım: Tel Aviv Budapeşte arası havadan kuş uçuşu 2300 km. Pergelin ucunu Tel Aviv’e koyun, Macaristan’ı içine alacak bir daire çizin. İran’daki tüm stratejik hedeflerin daire içinde kaldığını göreceksiniz, Yani mesafe ona göre ayarlanmış!

Bence bu girişim olası İran operasyonuyla ilgili bir hazırlıktı. Zaten İran’a bir saldırı yapılacaksa bu 2 uçak kesin görev alacak. Biri erken uyarı, diğeri de İran haberleşmesini, güdüm sistemlerini bloke etmek için.

Tuncer Bahçivan

http://gazeteci.tv/macaristana-ucan-israil-ucaklarinin-sirri-2865y.htm

BU YAHUDİLERE NASIL BİR ZARAR VERSEM VE BUNU HAKLI GEREKÇELERE DAYANDIRSAM

Her Pesah (hamursuz) Bayramı öncesi Yahudi evlerinde arama ve ekmek kırıntılarından arındırma yapmak adettendir. Bir hafta boyunca ekmek yerine hamursuz yenilecek ve Moşe’nin (Musa) atalarımızı Tanrının yardımı ile Mısırdaki esaretten kurtarışı anılacaktır.

Bu kaçış esnasında ekmeklerin kabarmasına vakit kalmadığı için alelacele yola çıkma zorunluluğu hatırasına hürmeten, hamursuz yemek suretiyle o günleri anmak, dinen her Yahudi’nin boyun borcudur.

1800’lerde gerek yayınlar yoluyla gerek fısıltı gazetesi yoluyla antisemitizmin doruğuna ulaşmış Rusya’da, Yahudi düşmanı biri ‘bu Yahudilere nasıl bir zarar versem ve bunu haklı gerekçelere dayandırsam’ diye düşünürken aklına kan iftirası ve iğneli fıçı gelir. Nasıl olsa yaygın olan şayia, Yahudilerin her Pesah bayramında gayri-Yahudi çocukların kanını içtikleridir. (Bu arada belirteyim, Yahudi dininde kan içmek kesinlikle yasak olup kanlı bir biftek dahi mundar sayılır).

Srulik

http://www.skyturk.net/yalan-habere-ceza-nedir/

BÜTÜN YAHUDİLERİ SİYONİST SANMAK CAHİLLİK VE SALAKLIKTIR

Musevîlikle ateizm bağdaşır mı?

Tarihî bir şahsiyet gençliğinde mason olmuş, sonra Masonlara karşı çıkmış. Böyle bir şey olur mu? Bal gibi olur. Hem olmuştur.

Sabetaycılar içinde Allah'a inanan dindar Sabetaycılar olduğu gibi ateist, dinsiz olanları da vardır.

Bir Yahudi Yahudiliğe düşmanlık ve hıyanet edebilir mi? Edebilir...

Bir Yahudi'nin Siyonizm ideolojisi karşısında tutumu nedir? Siyonizm’e taraftar olabilir... Yahut şiddetle karşı olabilir... Bütün Yahudileri Siyonist sanmak cahillik ve salaklıktır.

Bir Yahudi başka bir Yahudi’ye kazık atabilir mi? Atar, nitekim atmaktadır.

Sabetaycılar Yahudi midir? Elbette Yahudi’dir. Her Yahudi Sabetaycı değildir ama her Sabetaycı Yahudi’dir.

Mehmet Şevket Eygi

http://www.milligazete.com.tr/makale/sabataycilar-ve-yahudiler-157300.htm

ABD’NİN ORTADOĞU’DAKİ EN YAKIN MÜTTEFİKİ HALİNE GELEREK İSRAİL’İ DE SOLLAMAK

Türkiye’nin yoğun gündemi etrafa bakmaya pek izin vermiyor ama dışımızda gelişen bazı olaylar sonuçta Türkiye’yi de etkileyecek. Bu hükümetin dış politikasının önemli hedeflerinden birisi Ortadoğu’da merkezi rol oynar konuma gelmekti. Bununla bağlantılı olarak da ABD’nin Ortadoğu’daki en yakın müttefiki haline gelerek İsrail’i de sollayabileceğine inanıyordu.

Şu sıralarda ABD ile İsrail arasında yaşananlara bakıldığında Türkiye’nin bu konuma gelmesi ve gerçekten oyun kurucu rolünü oynaması için gerekli şartların oluştuğu görülüyor. İsrail’de hükümet gerçeklikle tüm bağlantısını kaybetmiş şekilde birbiri ardına Doğu Kudüs’ün Arap kimliğini yok edecek yeni yerleşim bölgeleri inşaatı kararları veriyor. Buna yönelik eleştirileri hayli küstah bir tavırla cevaplıyor.

Başbakan Netanyahu ideolojik takıntılarıyla siyasi gerçekler arasında sıkışmış vaziyette karar veremiyor. ABD ile olan ilişkilerini yönetemiyor. Obama’nın Netanyahu’dan hazzetmediği malum. Belli ki İsrail’den giderek daha fazla talepte bulunacak.

Soli Özel

http://haberturk.com/yazarlar/503477-israil-abd-gerilimi-turkiyeye-negetirir

AİLELERİMİZİN, DEĞERLERİMİZİN BİRBİRİNE NE KADAR BENZEDİĞİNİ VE HAYATLARIMIZIN ASLINDA AYNI OLDUĞUNU FARKETTİM

Bu kitabı büyük keyif alarak okudum ve kendisini biraz tanıyan biri olarak, Bensiyon Bey'in ne anlatmak istediğini, samimiyetini anladım. Utandığım, gülümsediğim bölümler oldu. Annesiyle, ailesiyle ilgili ve Türkiye'den ayrı kaldığı bölümlerde ağladığım anlar oldu çünkü ülkemden ayrı kaldığım için ne demek istediğini o kadar iyi anladım ki; ailelerimizin, değerlerimizin birbirine ne kadar benzediğini ve hayatlarımızın aslında aynı olduğunu fark ettim. Kendi cemaatine olan kırgınlığını da yine samimiyetle, açık yüreklilikle ifade eden Bensiyon Bey'in bu kitabını, henüz okumadıysanız; inanın çok şey kaybediyorsunuz. Bu kitapta Bensiyon Bey hakkında insan olmaya dair yeni, pek çok şey öğrendim. İyi bir Arkadaş, eş, baba, dede, kardeş, cemaat lideri fakat hepsinden önemlisi, yardımsever bir insan olan Bensiyon Pinto'yu tanımak istiyorsanız, işte size bir fırsat!

*Anlatmasam Olmazdı, Geniş Toplumda Yahudi Olmak-Bensiyon Pinto ve Tülay Gürler 2008

Pınar Walter

http://www.gecce.com/yazarlar/washington-dc/anlatmasam-olmazdi-7897.html

BİR İSRAİLLİ BİR YERE GİDİYORSA MUTLAKA AJANLIK YAPIYORDUR

Bir İsrailli bir yere gidiyorsa mutlaka ajanlık yapıyordur. Bu hem inançlarını gereğidir hem de bunu bir vatandaşlık ödevi olarak görür. Karadeniz’in köylerinde ve dağında dolaşan bir İsrailli ya başka bir amaçla oradadır ya da genetik ava çıkmıştır. Geçtiğimiz yıllarda Akdeniz Üniversitesi ile yaptıkları işbirliğinde, hibrit ve GDO’lu olmayan tabiî tohum getiren öğrencilere notebook verme kampanyası başlatmaları da bunun en büyük delili sayılabilir. Amaçları hâlâ bozulmamış bir tohum varsa onu elde etmek, değiştirmek ve mülkiyetlerine geçirmek.

Ya da adına işbirliği destek gibi kılıflarla onun o bölgede yetişmesini engelleyecek projeler geliştirmek. Buradaki sorun İsraillilerde değil buna izin veren Türkiye’dedir. Bir Türkiyeli, İsrail’de elini kolunu sallayarak dere tepe dolaşabilir mi? Bu kişi Türkiye vatandaşı Yahudiler olsa bile mümkün değil. Ama bir İsrailli bu ülkede her yerde elini kolunu sallayarak dolaşır istediğini yapar.

Kemal Özer

http://www.haber7.com/haber/20100327/Israilliler-Karadeniz-yaylalarinda-genetik-avinda.php

ZAMAN İSRAİL’DEN YANA İŞLEMİYOR

İsrail’in bölgedeki ekonomik ayrıcalıkları da ortadan kalkmaya başladı. Yakın zamana kadar, petrol endüstrisi dışındaki alanlarda finansal ve diğer yatırımlar açısından tek uygun ülke İsrail’di. Bu durum giderek değişiyor. Son yıllarda, özellikle finansallaşmanın hızlandığı kriz öncesi dönemde Körfez ülkeleri, diğer Arap ülkeleri, dünya ekonomisine açılmaya, perakende satışlar, sağlık, turizm, orta-hafif sanayi üretimi ve bir sürü başka alanda yabancı sermayeye uygun ortamlar sunmaya başladılar. Aynı dönemde İsrail ekonomisinin sınırlı çapı, siyasi tecrit edilmişliği (İsrail’de çalışan bir firmanın Arap ülkelerinde çalışma şansı çok zayıflıyormuş) büyük bir zayıflık olarak kendini göstermeye başladı. İsrail’in komşularıyla savaş halinde olan, zayıf hükümetlerle yönetilen, istikrarsız bir ülke görüntüsü de yabancı sermayeyi caydıran bir etken oluşturuyor. Hizbullah yakın gelecekte uzun menzilli füzelerle Tel Aviv’i vurabilecek konuma gelecek. Bu olasılığın elektronik, kimya sanayisi gibi dallarda yatırımcıların bu kentte kalmasını giderek zorlaştırması kaçınılmaz. Bremmer’e göre, güvenlik zayıfladıkça, ekonomik olanaklar daraldıkça İsrail, Soğuk Savaş sonrasında, açılan Ermenistan’ın durumunu anımsatan yoğunlukta bir nüfus kaybıyla, beyin göçüyle karşı karşıya kalabilecek. SSCB döneminde Ermenistan eğitim düzeyi en yüksek cumhuriyetmiş. SSCB çöktükten sonra en eğitimli kesimi dalgalar halinde yurtdışına giderek diasporaya katılmış.

Özetle, Ortadoğu’da yeni ve İsrail açısından olumsuzlukları arttırma eğilimde olan bir jeopolitik şekillenmenin yaşandığı söylenebilir. Zaman İsrail’den yana işlemiyor.

Ergin Yıldızoğlu

http://erginyildizoglu.blogspot.com/

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın