CANIM KARDEŞİM

Luiza UÇKİ Köşe Yazısı
9 Ocak 2008 Çarşamba

Rafi ve Dalya aynı yuvada büyüyen ama hiç geçinemeyen iki kardeştirler. Huyları suları birbiren uymayan bu iki kardeş sürekli didişirler.
Annelerini, babalarını çok üzerler. Hep zamanla geçer diye düşünürler ama bu iki zıt kutbun münakaşaları sürüp gider.
Seneler geçer. Rafi askerlik dönüşü bir dostuyla birlikte yurt dışına gitme kararı alır. Birkaç seneliğine gideceğini belirtir. Ebeveynleri onun istikbaline karışmak istemezler. Rafi evden ayrılır.
Ardından Dalya yıllardır görüşüp beğendiği gençle evlenir. İki kardeş bundan sonraki yaşamlarını yeni ailelerine  adarlar. Dalya iki kız çocuğu sahibi olur. Eşi, kızları, eşinin ailesi, eşinin sorunları derken tam bir ev kadını olur.
Rafi ise hayat mücadelesine girişir. İş problemleriyle uğraşır.
İkisi ardında tek diyalog bayram ve özel günlerde birbirlerine attıkları kart ve senede birkaç telefon görüşmesidir. Dalya’nın eşi bir iş için yurtdışına gidecektir. Dalya’yı da yanına alır. Uçaktan inip başka bir şehre gitmek için trene binerler. Biraz sonra trene birkaç işadamı girer. Dalya gözlerine inanamaz: “Rafi!” diye haykırır. Rafi de çok şaşırmıştır. Birbirlerini hasretle kucaklarlar. Dalya: “Kardeşim, canım kardeşim. Çok özlemişim seni çok. Kaç sene oldu deyince Rafi “Tam on dört yıl. Dile kolay!” der ve onu sarar, öper, koklar. Dalya: “Sana çok kızgınım. Neden hiç gelmedin bizi görmeye. Hadi bırak beni annemi babamı hiç mi özlemedin?” der. Rafi: “Deli misin? Her gece rüyamda sizi görüyorum. Hepinizi,evimi bile çok özledim. Zor günler geçirdim Dalya. İlk seneler kabus gibiydi. Sabrettim. Bir yerlere geldim ama şimdiki işim sürekli seyahat gerektiriyor. Yaşadığım memlekette çalışma imkanları ağır. Yeni yeni bir işte tutundum. Çok şükür iyiyim. Beş senedir bir kızla beraberim. Seninle tanıştırmayı çok isterim. Hatırlar mısın küçükken benim kız arkadaşlarımı hiç beğenmezdin. Onlar beni arayınca telefonu yüzlerine kapatırdın. Ne haşarı bir kızdın. Beni nasıl da delirtirdin. Defterlerimi çizerdin. Okul üniformamı saklardın. Sen neydin be Dalyacığım. İnan bana o günleri çok özledim. Kardeşlik başka birşey. Hep bizimkiler söylerdi de inanmazdıkAnnemler derdi kardeşlik bambaşka birşey diye, uzakta olunca daha iyi anladım, canım kardeşim. Tüm haberlerini annemlerden alıyorum. Kızların Suzet ve Dina nasıllar?” diye sorar. Sohbet tatlıdır; ama tren de Rafi’nin ineceği istasyona gelmiştir. Ayrılma vaktı gelip çatmıştır. Rafi iner. Dalya’nın gözyaşları sel olmuştur. İkisi de çok üzgündür. Dalya son bir kere trenden koşarak ağabeyine sarılır. Kendini babaevindeki gibi küçük haylaz tatlı kız olarak hayal eder. Belli ki tasasız o güzelim günleri çok özlemiştir. Ağabeyinin kokusuna hasrettir. Ellerini açar: “Allah hiçbir kardeşi ayrı düşürmesin. Birtanecik ağabeyim bir an önce kavuşmamız dileğiyle, canım kardeşim” der.
Kalan yolda gözyaşları sel olur. Eşi “Sen de bir tuhafsın. Kaç senedir görüşmüyorsunuz. Bu kadar bağlıysanız neden onu görmeye gitmedin ki? Demek ki, o kadar yakın değilsiniz” deyince Dalya bir aslan gibi çıkışır: “Hep aklımdaydı. Hem kalbimdeydi. Kardeşlik bambaşka bir sevgi ağı. İnsanı derinden etkileyen bir duygu sağanağı. Senin kardeşlerin yanıbaşında, bilemezsin bunu sen. Allah hiçbir kardeşi ayırmasın, hasret çok zor.” Bütün gece ellerini açıp Tanrı’ya yalvarır: “Yüce Tanrım ne olur abiciğimin hasretiyle yanmama mani olacak birşeyler yap. Ne olur?” diye içten dua eder.
Aradan bir sene geçer. Bu akıp geçen senede Dalya ve Rafi sürekli telefonlaşırlar. İnternetin tüm nimetlerinden yararlanıp birbirlerini görerek konuşurlar. Dalya sırf Rafi ile konuşup görüşmek için bilgisayar kurdu oluverir. Her gece saatlerce dertlerini birbirlerini anlatırlar. Geç de olsa kardeşlik denen o sihirli iksirin tadına varırlar. Dalya heyecanla Rafi'nin haberlerini bekler. İki kardeş ilişkilerini birdaha hiç kaybetmezler. Bir senenin sonunda Rafi ona evleneceğini müjdeler. Ona ve tüm ailesine uçak bileti gönderecektir. Rafi: “Düğünümde tüm sevenlerim yanımda olacak. İnanamıyorum. Sense canım kardeşim nikah şahidim olacaksın. Sayende mutluluğum arttı. Senin verdiğin tavsiyeler sayesinde evleniyorum zaten. Seni çok seviyorum yeğenlerimi ve sizleri dört gözle bekliyorum, canım kardeşim” demektedir. Dalya’nın kalbi küt küt atmaktadır. Heyecandan yerinde duramaz. Allah’a şükreder: “Teşekkürler Tanrı’m Teşekkürler” der ağabeyinin düğününde ne giyeceğini düşünmek için dışarı çıkarken...