EKEV - Sevinç

TaNaH’ta bir bölüm eğer ‘vayi’ sözcüğü ile başlıyorsa o bölümde bir olumsuzluk vardır. Sözgelimi ‘Megilat Ester’ bu sözcükle başlar ve antisemitizm konusunda hiç de küçümsenmeyecek bir kralın; Ahaşveroş’un krallığını tanımlar. Eğer bölüm ‘veaya’ ile başlıyorsa o bölümde mutluluk vardır. Şema’nın ikinci bölümünde veya peraşamızın hemen başındaki bölümde olduğu gibi. 

Pasuk “ivdu et Ad… besimha” derken neyi anlatmak istemektedir? Buradaki ‘simha – sevinç mutluluk’ nedir ve bizler nasıl buna sahip oluruz? Aslında öncelikle bunun ne olmadığını söyleyelim. ‘Simha’ bütün gün gülmek, sırıtmak, espri yapmak, vara yoğa gülmek değildir. Depresyonda olan mutsuz insanlar daha çok güler ve daha çok espri yapar. Çünkü kendi durumlarını maskelemeye çalışır. ‘Simha’ aslında doygunluk, memnuniyet demektir. Bir şeyin üstesinden gelmek, bir projeyi başından sonuna değin yapmak ve başarmak, bir işi becermenin verdiği tatmin bize ‘simha’ olarak tanımladığımız gerçek mutluluğu getirir. Deniz kenarında tatil modunda yatmak mutluluk değildir. O dinlenmek için elbette gereklidir. Ancak birçoğumuzu bir süre sonra ‘sıkmaya’ başlar. Çünkü Tanrı bizi o tembel formda yaratmamıştır. Pasuk ‘ivdu’ çalışın demektedir. Her ne kadar burada yer alan ‘ivdu’ sözcüğü çalışmadan ziyade ibadet anlamında olsa da mutluluk için eylem, çalışmak, hareket ve başarı gereklidir.

Bir gün Amerika’da kadınlar gurubu Erets Yisrael’e yeni bir Sefer Tora göndermek için harekete geçer. Kadınlar herkesten azar azar para toplayacaklarını ve Sefer Tora alacaklarını söyleyince Rabi bile buna çok inanmaz. Ancak onlara cesaret vermekten de geri durmaz. Her attıkları adımı cesaretlendirir, başarılarını değerli kılar. Uzun bir süre sonra Sefer Tora alınır ve Erets Yisrael’e, isteyen bir sinagoga gönderilir. “Amathil bamitsva omrim lo gmor – mitsvaya başlayana bunu bitir denir” ilkesi önemli bir genellemedir. Çünkü dağın eteklerinde herkes heveslidir ama tırmandıkça heves bıkkınlığa dönüşür. Bizler çabuk bıkmayı seçen bir zamanda yaşıyoruz. Bu da vazgeçmeyi getirir. En ufak bir mitsvayı yerine getirenleri bile Kızıldeniz’in yarılması kadar önemli kabul etmek gerekir. Çünkü o mitsvayı getirecek, devam ettirecek ve yenilerine ortam hazırlayacak olan istek ve cesarettir. Mesela bu gün derse geldiniz, bizleri dinliyorsunuz. Belki kafanızda birçok sorun var. Ama bu dakikada derse ‘isteyerek’ geldiğiniz için bir şey başardınız ve mutlu olma şansınız var. Deniz kenarında yatmak da bir seçenektir elbette. Ama o bize ‘ivdu’ kaynaklı mutluluğu getirmez. ‘İvdu’ kaynaklı olmayan da gerçek mutluluk değildir.

İnsanlarla tartışmalarımız eksik olmaz. Söz konusu olan din ise bazı tartışmalar mitsvaları izlediğimiz için alaya kadar gider. Öncelikle Yahudilikte tartışma konular üzerinde olur. Rabiler konular üzerinde derin ve büyük tartışmalar yapmışlar ama kişiliklerini bu tartışmaya konu etmemişlerdir. Karşımızdakiler yaptıklarımızla mutluluğu bulabileceğimize inanmadıklarından ve aksini de kanıtlayamadıklarından genellikle dalga geçme ve alay etme yoluna giderler. Derse gitmenin ‘beyin yıkama’, mitsvaları izlemenin de ‘gericilik’ olduğunu savunanlarla laf kalabalığına girmek bize sadece vakit kaybettirir. Bundan ve bunu tercih edenlerden uzak kalmak en iyisidir.

Tanrı bizleri sever. Bir ebeveynin çocuğunu sevdiği gibi sever. Bizler çocuklarımızı sevdiğimizi söyleriz ama aslında gerçekten onları sever miyiz? Ellerinde cep telefonu, kucaklarında tablet veya bilgisayar bütün gün dizi izlemelerine, hiçbir şey yapmamalarına, sorumluluk almamalarına ses çıkarmayarak, onları sevdiğimizi zannediyoruz. Hâlbuki onlara küçük sorumluluklar vererek işe başlamak gerekir. Mutlaka itiraz gelecektir bu da normaldir. İşi başardıkları zaman gerçek mutluluğun ne olduğunu göreceklerdir.

İşte Tanrı bizi seven bir ebeveyn olarak boş kalmamızı istemez ve bizlere altı yüz on üç fırsat sunar. Bunlara Rabinik mitsvaları da katarsak fırsat sayısı artar. Şimdi önümüzdeki bu fırsata bakalım. Rabi Hananya ben Akaşya’nın Mişna’sını çoğumuz biliriz. Rabi Moşe Benveniste (Z’’L) bu Mişna’yı açıklarken Tanrı’nın bizleri çok sevdiğinden birçok fırsat sunduğunu öğretmişti. Mutlaka yapabileceğimiz, mutlu olacağımız bir şeyler olacaktır. Şimdi pasuğa geri dönelim: “Veaya” – mutluluk mu istiyorsun, “Ekev tişmeun” – Tanrı’nın mitsvalarına odaklan”.

 

 

 

 

 

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın