Web´den Seçmeler

• Tasarıda, dünyaya yayılmış bulunan Yahudilerle ilişkinin korunmasından İsrail’in sorumlu olduğunu belirten bir madde de var. Bu da bir hayli itirazla karşılaşan maddelerden biri. Diaspora Yahudilerinin çoğulculuğu özendirme çabalarına engel olabilecek bir içeriğe sahip olduğu belirtiliyor bu maddedin. İsrail insan hakları aktivistleri tasarıda devletin tüm vatandaşlara eşit haklar vereceği türünden bir madde olmadığını, bunun çok önemli bir eksiklik olduğunu vurguluyorlar. Mustafa K.Erdemol - Birgün

Web´den Seçmeler
  • İsrail ve Türkiye yine çarpışma rotasına girmiş durumda

 

İsrail ve Türkiye yine çarpışma rotasına girmiş durumda. Resmi neden bu kez Gazze’deki abluka veya Filistin’le İsrail arasındaki diplomatik barış süreci değil, Tapınak Tepesi (Harem-i Şerif). İsrail Güvenlik Kabinesi’nin önümüzdeki toplantılarından birini Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Tapınak Tepesi’ndeki faaliyetlerine ve burada artan etkisine ayırması bekleniyor. Erdoğan bu etkiyi, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) başta olmak üzere kaynak sağladığı kamu yararına çalışan kuruluşlar üzerinden sağlıyor.

Türkiye’nin Tapınak Tepesi’ndeki faaliyetleri Şin Bet ve polis dâhil tüm İsrail güvenlik teşkilatını kaygılandırmakla kalmıyor, Tapınak Tepesi için rekabet eden Ürdünlüleri, Filistinlileri, Mısırlıları ve hatta kralları VI. Muhammed’i kutsal mekânların koruyucusu addeden Faslıları bile rahatsız ediyor. İsrail’in edindiği istihbarata göre Erdoğan, rakiplerini alt ederek bütün İslam âlemi adına “Harem-i Şerif’in koruyucusu” sıfatını kapmaya çalışıyor. Bu planları bozması beklenen ilk taraf da her zaman olduğu gibi İsrail.

İsrail ile Türkiye arasındaki gerginlik 2016’daki normalleşme anlaşmasının ardından bir nebze düzelmişti. Anlaşma kapsamında İsrail, Mavi Marmara gemisinde öldürülen kişilerin ailelerine 21 milyon dolar tazminat ödemiş ve özür dilemişti. Büyükelçiler Ankara ve Tel Aviv’deki görevlerine dönerken kriz geride kalmış gibi görünüyordu.

Ancak Erdoğan Türkiye’deki 24 Haziran seçimleri öncesinde İsrail’e yönelik çıkışlarında tonunu giderek yükseltmeye başladı. İsrail Kabinesi’nin kıdemli bir üyesi kimliğinin açıklanmaması kaydıyla seçimler öncesinde Al-Monitor’a şöyle demişti: “Erdoğan’ın seçim gündemini Türk Lirası’nın çöküşünden başka bir yöne, dışarıdaki bir şamar oğlanına çekmesi lazım ve doğal olarak bizi buldu.”

 

Ben Caspit

http://www.al-monitor.com/pulse/tr/originals/2018/07/israel-temple-mount-jerusalem-turkey-erdogan-jordan-saudi.html#ixzz5M4NSJJkQ

 

  • İsrail insan hakları aktivistleri tasarıda devletin tüm vatandaşlara eşit haklar vereceği türünden bir madde olmadığını, bunun çok önemli bir eksiklik olduğunu vurguluyorlar.

 

İsrail’in Yahudi halkının ulus devleti olduğunu içeren yasa tasarısında bir kez bile olsun “demokrasi”, ya da “eşitlik” gibi sözcükler yer almıyor. İbranice takvimin resmi takvim olması, tüm Yahudi Bayramlarının resmi olarak tanınması, Yahudi sembollerinin kabülü gibi bir çok uygulamayı içeren yasa tasarısı Yahudi diasporası için de sorun yaratacak. İsrail ile diaspora arasına soğukluk gireceği kesin. Çünkü İsrail’in sadece Yahudiliğe odaklanan söz konusu tasarısının, “sosyal adalet bilinci”ne sahip genç Amerikalı Yahudileri ülkelerine yabancılaştıracağından endişe ediliyor. Bunu da dile getiriyor Silverman. Silverman, “İsrail tüm Yahudiler için ulus devlet olmalı, bu hiçbir şekilde sınırlanamaz” diyor.

Tasarıda, dünyaya yayılmış bulunan Yahudilerle ilişkinin korunmasından İsrail’in sorumlu olduğunu belirten bir madde de var. Bu da bir hayli itirazla karşılaşan maddelerden biri. Diaspora Yahudilerinin çoğulculuğu özendirme çabalarına engel olabilecek bir içeriğe sahip olduğu belirtiliyor bu maddedin. İsrail insan hakları aktivistleri tasarıda devletin tüm vatandaşlara eşit haklar vereceği türünden bir madde olmadığını, bunun çok önemli bir eksiklik olduğunu vurguluyorlar.

Knesset’teki aşırı dinci Yahudi partileri daha önce bu tasarıya karşı çıkmışlardı. Ancak hükümet “dindar” sözcüğünün de olduğu bir madde ekleyince tasarıya destek vereceklerini açıkladılar.

Kabul edilip edilmeyeceği yakında belli olur. Ama tasarı Knesset’de kabul edilirse İsrail, yıllardır yakındığı “dini fanatizm”in farklı bir türevini kendi elleriyle ülke içine sokmuş olacak. Bu fanatizm İsrail vatandaşlarını “Arap/Yahudi” olarak böleceği gibi, İsrail’in sekular Yahudileri ile dindar Yahudileri de birbirlerine düşecekler.

Sağcı Likud partisinin de lideri olan Başbakan Binyamin Netanyahu’nun tasarı konusundaki ısrarı başta yolsuzluklar olmak üzere bir çok konuda soruşturulduğu, sorguya çekildiği bir döndemde, toplumun dindar kesimlerine sırtını dayama çabası olarak da değerlendirilebilir.

Dışarıda, “İslamcı fanatizm”i bahane ederek şiddete başvurmaktan çekinmeyen İsrail, şimdi kendi elleriyle “resmiyet” kazandıracağı “evcil fanatizm”in sıkıntılarıyla da karşı karşıya kalacak gibi görünüyor.

 

MUSTAFA K. ERDEMOL

https://www.birgun.net/haber-detay/israil-evcil-fanatizmi-icine-aliyor-223638.html

 

 

 

  • İsrail belki de dünyanın en garip ve ileri demokrasisidir

 

İsrail belki de dünyanın en garip ve ileri demokrasisidir. Şöyle ki, İsrail parlamentosu Knesset'te İsrail milletvekili olan Arap vatandaşlar serbestçe İsrail devletinin katil, işgalci olduğu ve kendisini imha etmesi gerektiğini söyleyebiliyorlar. Terörirst cenazelerine katılıp İsrail Devleti aleyhinde ifadeler kullanabiliyorlar. Hanin Zoabi ismindeki bayan Arap milletvekili Mavi Marmara ile Gazze yolculuğuna katılabiliyor. Yine Arap Milletvekili Ahmet Tibi İsrail vatandaşı ve Milletvekili olmasının yanısıra İsrail'in baş düşmanı Yaser Arafat'ın başdanışmanlığını yıllarca yapabiliyor. Yine Arap Milletvekili Azmi Bşara ise Suriye Casusu olarak tespit edildikten sonra kayıplara karışıyor. Başka bir Arap Milletvekili Basil Gattas, hapishanedeki teröristlere cep telefonu temin ederken kamera kayıtları ile yakalanıyor. Cemal Zahalka ise her fırsatta İsrail Polisleri ile tartışan ve Tapınak dağında olay çıkartan bir milletvekili olarak göze çarpıyor.

 

Hemen her gün cereyan eden ve her biri başka bir ülkede vatandaşlıktan çıkartılmaya sebep olabilecek hareketler bu demokraside yer alıyor. Mevcut hükümet seçmenlerini de oldukça rahatsız ediyor. Bu hareketlerin siyasi haritasının solunda olanları da çok mutlu ettiği söylenemez.

Tabii ki bir İsrail vatandaşı olarak bu ileri demokratik durumdan ben çok fazla şikayetçi değilim, hatta bu yapı ile gurur da duyuyorum. Ancak durumun anlaşılması için İsrail’i bu yasaya getiren sebepleri bilmek gerekiyor.

 

Rafael Sadi

https://odatv.com/yahudi-devleti-yasasi-neden-cikarildi-22071847.html

 

 

  • Knesset’in çıkarttığı yasa ile sadece Yahudi olmayan İsraillilerin vatandaşlık ve insan hakları ellerinden alınmıyor aynı zamanda Yahudilik ile Musevilik arasındaki özdeşlik de tescillenmeye çalışılıyor

 

Yasa çok açık bir dille, “İsrail’in artık bir Yahudi Devleti” olduğunu, “dünyadaki tüm Yahudilerin devleti” olduğunu, “devletin tek resmî dilinin İbrani dili” olduğunu, “dünyadaki tüm Yahudilerin İsrail’e dönme hakkı” bulunduğunu, “Yahudilerin dinî  günlerinin resmî tatil” sayılacağını, “İsrail iç hukukunda bir boşluk doğduğunda Yahudi şeriatının” esas alınacağını hükme bağlıyor.

Bu noktada bir terminolojik hususa da açıklık getirmek lazım. Biz genellikle Yahudi ve Musevi kelimelerini birbirinin yerine kullanmakta bir beis görmüyoruz. Hatta bu ikisinin özdeşleştirilmesi için bizzat Siyonistler tarafından yürütülen sistematik çabalar da var. Halbuki tarihsel süreç içinde ele alındığında bu iki kelime birbirinden farklı manalar taşıyor. Musevilik bir dinin, Yahudilik ise bir etnisitenin adı. Nabukednezar’ın bugünden 2600 yıl evvel Kudüs’ü işgal edip Yahudileri Babil’e götürmesinden önceki dönemde, Musevilik evrensel bir nitelik arz etmekte ve Yahudi etnisitesinden olmayan birçok kavimden insan da bu semavi dine intisap etmekteydi. Mesela geçmişte Habeşistan’da yaşayan Falaşalar, Kırım ve Baltıklar’da yaşayan Karaylar gibi topluluklar Yahudi etnisitesinden olmayıp, Musevilik dinini benimsemişlerdir. Yahudilerin Babil’deki 50 yıllık döneminde Mesih (kurtarıcı), “seçilmiş halk” ve “vadedilmiş topraklar” (arz-ı mev’ud) gibi inanışların geliştiğini biliyoruz. Takip eden yüzyıllarda Museviliğin sadece Yahudilerin dini olduğu, Filistin topraklarının sadece Yahudilere vadedildiği inancı yaygınlaştı.

Knesset’in çıkarttığı yasa ile sadece Yahudi olmayan İsraillilerin vatandaşlık ve insan hakları ellerinden alınmıyor aynı zamanda Yahudilik ile Musevilik arasındaki özdeşlik de tescillenmeye çalışılıyor. Fiiliyatta bunun nasıl büyük ayrımcılıklara sebep olduğu son birkaç yıl öncesine kadar İsrail’de yaşayan Falaşaların “kan bağışı yapmalarının yasaklanması” uygulamasında görülmüştü. Benzeri şekilde, Yahudi şeriatında dinin anneden bebeğe geçmesi ilkesinden dolayı, babası Yahudi ama annesi Yahudi olmayan insanların İsrail vatandaşlığına kabulünde karşı karşıya kaldıkları engellemeler İsrail’de büyük tartışma konusu olmuştu. Bugünden itibaren tüm bu fiilî uygulamaların yasal hâle getirilmesinin kapısı da aralanmış oldu.

Yasada geçen bir diğer başlık, “Kudüs’ün İsrail’in başkenti” olduğu. ABD’nin bu yöndeki kararı ve büyükelçiliğini Tel Aviv’den Kudüs’e taşımasından da güç alan İsrail yönetimi, Kudüs’ün doğusunu, batısını ayırmadan, tamamını bu yasayla bir kez daha başkent ilan etti. Böylece Birleşmiş Milletlerin Doğu Kudüs’le ilgili tüm kararlarını da tanımadığını tekrar etmiş oldu.

Son olarak, İsrail “ülkede kendi geleceğini tayin etme hakkına sadece Yahudilerin sahip olduğunu” da bu yasaya geçirdi. Birleşmiş Milletler Antlaşmasının “Amaçlar” başlığını taşıyan birinci maddesinin ikinci fıkrası, “kendi geleceğini tayin hakkından” söz eder. Yasadaki bu ifadeyle sadece İsrail’de yaşayan değil, İsrail işgali altındaki topraklarda yaşayanların da Kudüs başkent olmak üzere bağımsız bir devlet kurma yönünde bir irade sergilemesine izin verilmeyeceği belirtilmiş oldu.

 

Çağrı Erhan

http://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/prof-dr-cagri-erhan/603316.aspx

 

  • Bu hukuki düzenlemeyle İsrail, kurucu elitlerin devlete mensubiyette dinsel ve etnik referanslardan kaçınarak toprak üzerinde oturmayı yeterli gören anlayışından kopuyor

 

İsrail’de bu kanuna karşı Likud Partisi içinden bile sert eleştiriler yükseldi. İsrail sağının kurucu figürlerinden Menahem Begin’in oğlu Likud milletvekili Benny Begin, bu kanunu İsrail’in kurucu değerlerine ihanet olarak niteledi. Bu hukuki düzenlemeyle İsrail, kurucu elitlerin devlete mensubiyette dinsel ve etnik referanslardan kaçınarak toprak üzerinde oturmayı yeterli gören anlayışından kopuyor; artık sert-şovenist bir politik kültürü hem söylemsel hem de pratik bazda yansıtıyor.

Ulusal kimliğin tek-tipleştirilmesi, devletin karakterinin etnik ve dini motivasyonlarla şekillendirilmesi, inanmayı ve inançlı olmanın İsrail’in dini yerleşiklerine bırakılması, onun da özellikle ultra-Ortodoks dini elitler elinde olması, eski İsrail’in kurumsal değerlerinin artık var olmadığını haber veriyor: Yani eski İsrail öldü.

İsrail’in kompleks politik kurum ve kültürü, Likud’un oportünist tarzı, etnik ve akrabalık bağlarını öne çıkaran aşiretçiliği, dini yerleşimciliği milliyetçilikle politize etmesi altında yeniden şekilleniyor. Bu da İsrail’in politik canlılığını, demokratik dinamizmini ve uluslararası duruşunu baltalıyor; izole, otantik ve kapalı bir toplumsallığa itiyor.

Peki, tüm bu tabloda neler yapılabilir sorusu önem kazanıyor. Türkiye 2002’den bu yana Filistin’e ve Filistinlilere özel bir önem veriyor; olağan bir dış politika konusu olarak bakmaktansa, tarihi ve ahlaki bir yükümlülük olarak konuyu ve sorunları ele alıyor. Türkiye bu konuda uluslararası aktörlerle, Yahudi diasporasının kurumlarıyla ve İsrail’deki Filistinli politik ve toplumsal aktörlerle ve Yahudi politik elitlerle beraber, İsrail’i tekrar iki devletli çözüm konusunda masaya oturmaya zorlayacak, yerleşimler konusunda geri adım atmasını sağlayacak ve hak-hukuk temelli takibini sıklaştıracaktır.

 

Gökhan Çınkara

https://www.aa.com.tr/tr/analiz-haber/eski-israil-in-olumu-ya-da-yahudi-ulus-devlet-yasasi/1211377

 

 

  • Esasen (baktığımızda) Başbakan Yitzhak Rabin’in Kasım 1995 tarihinde (aşırı sağcı bir Yahudi tarafından) öldürülmesinden sonra adım adım gerçek bir “iki devletli”  çözümden uzaklaştığına inananlar çok.

 

Bugün İsrail’i Likud Partisi lideri Netanyahu Başbakanlığında (6 partiden oluşan) bir koalisyon hükümeti yönetiyor. Netanyahu 2009 yılından beri (kesintisiz) Başbakan. İsrail siyasi hayatında daha önce de rol oynayan Netanyahu Filistinlilere karşı aşırı ve iki devletli çözüme karşı görüşleriyle biliniyor. Netanhayu hükümetinde yer alan partilerin bu konudaki tutumları daha da aşırı. 120 üyeli İsrail Parlamentosunda Netanhayu (koalisyon) hükümetinin 66 milletvekili var. Parlamento’daki muhalefet partileri arasında (İşçi Partisi ve Hannuha partilerinden oluşan) Zionist Blok (24 milletvekiliyle) en büyük parti.  

İsrail vatandaşı Filistinliler İsrail Parlamentosu’nda temsil ediliyor. 2015 Seçimlerinde parlamentoya giren ana dili Arapça olan milletvekili sayısı 18. İsrail’de Filistinli Arapların kurudukları parti sayısı oldukça fazla. Şu anda parlamentoda yer alan (Hadaş, Balad ve Taal gibi partilerden oluşan)  Ortak Liste 13 milletvekiliyle 3. büyük bloku oluşturuyor. Ortak Liste parlamentodaki muhalefet partileri içinde yer alıyor. Parlamento’da “Yahudi Ulus Devleti” Yasası’nın kabulüne en büyük tepkiyi gösterenler de Orta Liste milletvekilleri.

İsrail’de iki devletli çözümden uzaklaşma ve (İsrail işgali altındaki Batı Şeria ile Gazze’de yaşayan) Filistinlilere karşı artan şiddet yanlısı politikalara paralel olarak, 1976 sınırları içinde kalan İsrail vatandaşı Filistinli Araplara yönelik “ayrımcı” politikalarda da hızlı bir artma görülüyor. Birçok gözlemci “Yahudi Ulus Devleti” Yasası’nı İsrail Hükümetlerinin Filistinlilere karşı genel olarak artan olumsuz tutum ve politikalarının son bir halkası olarak görüyor.

Başbakan Netanyahu’nun  “gerçek” bir iki devletli çözümü (bir süreden beri) desteklemediği ortaya çıkıyor. Knesset’te temsi edilen partilerin çoğunluğu (bunlar arasında Başbakan Netanyahu’nun Likud Partisi de bulunuyor) artık “iki devletli çözümün” İsrail’in çıkarlarına hizmet etmediği görüşüne meyletmiş durumda. Bu durumun temelinde İsrail’in (bırakın Doğu Kudüs’ü) Batı Şeria’nın önemli bir bölümünü elinden çıkartmak istememesinin yattığı anlaşılıyor. Esasen (baktığımızda) Başbakan Yitzhak Rabin’in Kasım 1995 tarihinde (aşırı sağcı bir Yahudi tarafından) öldürülmesinden sonra adım adım gerçek bir “iki devletli”  çözümden uzaklaştığına inananlar çok.

 

Oğuz Çelikkol

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/oguz-celikkol/filistin-sorununda-yeni-gelismeler-40906324

  • Netten okumalar

 

  • İslam Dünyasında Yahudiler - Doç. Dr. Eldar Hasanoğlu

 

https://www.dunyabulteni.net/dubam-israil/islam-dunyasinda-yahudiler-h425977.html

 

 

  • Almanya'da antisemitizm: Nefret artıyor

 

https://www.dw.com/tr/almanyada-antisemitizm-nefret-art%C4%B1yor/a-44760532

 

 

  • Dünyanın en uğursuz, en çirkin bıyığıydı: Hitler, o sevimsiz bıyığını isteyerek bırakmadı - MUSTAFA K. ERDEMOL

 

https://www.birgun.net/haber-detay/dunyanin-en-ugursuz-en-cirkin-biyigiydi-hitler-o-sevimsiz-biyigini-isteyerek-birakmadi-224245.html

 

 

  • Yeni İsrail Anayasası ve Tarihi Kökenleri - Sinan TAVUKCU

 

http://www.sde.org.tr/sinan-tavukcu/genel/yeni-israil-anayasasi-ve-tarihi-kokenleri-kose-yazisi-5920

 

 

  • Halit Kakınç: “Kitap çıkınca, bana ‘Bir avuç Yahudi için koca bir ülkeyi savaşa mı soksaydık?’ diyenler oldu…” - Söyleşi: Murat Hocaoğlu

 

https://medium.com/okuryazartv/halit-kak%C4%B1n%C3%A7-kitap-%C3%A7%C4%B1k%C4%B1nca-bana-bir-avu%C3%A7-yahudi-i%C3%A7in-koca-bir-%C3%BClkeyi-sava%C5%9Fa-m%C4%B1-soksayd%C4%B1k-d7a224188f07

 

 

  • Alman medyası Julius Hirsch'i bilir mi - Atilla Coşkun

 

https://odatv.com/alman-medyasi-julius-hirschi-bilir-mi-23071828.html

 

 

 

  • Takılan tweetler

 

M. Serdar Kuzuloğlu‏ @mserdark 23 Tem

  • Daha fazla

Amerika, İngiltere, İsrail, Rusya, İlluminati, Gül ve Haç, Masonlar, Mossad, CIA, Rotschild, Tapınak Şovalyeleri, Soros ve daha nicelerinin bütün gizli planlarını çözen bu kadar çok vatandaşımız olması en büyük şansımız.

 

 

 

#tarih‏ @tarihdergi 19 Tem

Daha fazla

Top yuvarlak, ama Yahudi yıldızı köşeli... Nazilerin elinde Yahudi asıllı Alman milli futbolcuların öyküsü. Ali Murat Hamarat yazdı.

 

 

https://twitter.com/tarihdergi/status/1019855969843630080

 

 

Arşiv Tarih‏ @arsivtarih 13 sa.13 saat önce

Daha fazla

Einstein (1922): "İzafiyet teorisinin doğruluğu kanıtlanırsa, benim bir Alman olduğumu söyleyecekler, teorimin yanlış olduğu ispatlanırsa benim bir Yahudi olduğumu iddia edecekler." Mesut Özil (2018): "Kazandığımızda 'Alman', kaybettiğimizde 'göçmen' oluyorum."

 

Ahmet Kutalmış Işık‏ @isikkutalmis 13 Tem

Daha fazla

Ladino. İspanyol Reconquistası sonrasında muhtemeldir ki, İstanbul'da da sık rastlanır dillerden biri haline gelmiş Seferad dilidir. Belki gayrı millî ancak pek bir yerli(leşmiş), güzel bir şarkı... Tavsiye olunur, benim hoşuma gitti.

https://www.youtube.com/watch?time_continue=6&v=Mqyw8jiE6Og

 

https://twitter.com/isikkutalmis/status/1017900937585872896

 

 

Mecra‏ @Mecra 22 Tem

Daha fazla

Satır arası bilgi: Zeytin dalı ve güvercin figürünün barış ve esenliği simgelemesi, Tevrat'taki bir hikâyeden kaynaklanır. Buna göre, Hz. Nuh'un yeryüzünün durumuna bakması için gönderdiği güvercin, gagasında zeytin dalı ile dönmüştür: Sular çekilmekte ve hayat başlamaktadır.

 

 

Ceng Sagnic‏ @cngsgnc 22 Tem

Daha fazla

Bugün Tisha b'av, Yahudi takviminin yas günü. Mescid-i Aksa'nın kampüsü Yahudiler için DE kutsal bir yer. İsrail, bu kutsal mekanı Yahudilerin yılda sadece bir iki kere ziyaret etmelerine izin veriyor. Onu bile "baskın" saymak sadece tahammülsüzlük.

 

ivo molinas‏ @basyazar 21 Tem

Daha fazla

ivo molinas Retweetledi: Ahmet Arıkan

Bu bilgi doğru değil.İsrail şeriat yönetimine filan geçmedi.Külliyen yanlış.Düzeltmekte fayda var. @Ahmetfree

 

 

 

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın