Compass doganbaruh

Web´den Seçmeler

• 1492 yılında İspanya’daki kilise zulmünden kaçarak Osmanlı topraklarına yerleşen Museviler, yaşadıkları topluma entegre olmak ve bir arada yaşama kültürünü güçlendirmek adına bazı gelenekler geliştirmişti. İşte, o ritüeller bugün de korunuyor.Musevilerin ibadethanesi niteliğindeki sinagoglarda özel günlerde liderler için dua okunuyor. HAKAN ÇELİK - POSTA

  • ŞİŞHANE’DEKİ NEVE ŞALOM SİNAGOGU’NDA ŞALOM GAZETESİ GENEL YAYIN YÖNETMENİ, MESLEKTAŞIM İVO MOLİNAS’IN KIZI SERRA’NIN DÜĞÜNÜNE DAVETLİYDİM. TÖRENİN SONUNDA CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN VE DEVLETİN İYİLİĞİ İÇİN DUA OKUNDU. SAĞLIK VE BAŞARI DİLEKLERİ PAYLAŞILDI

1492 yılında İspanya’daki kilise zulmünden kaçarak Osmanlı topraklarına yerleşen Museviler, yaşadıkları topluma entegre olmak ve bir arada yaşama kültürünü güçlendirmek adına bazı gelenekler geliştirmişti. İşte, o ritüeller bugün de korunuyor.Musevilerin ibadethanesi niteliğindeki sinagoglarda özel günlerde liderler için dua okunuyor.

Şişhane’deki Neve Şalom Sinagogu’nda Şalom Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni, meslektaşım İvo Molinas’ın kızı Serra’nın düğününe davetliydim. Törenin sonunda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve devletin iyiliği için dua okundu. Sağlık ve başarı dilekleri paylaşıldı.

Davette, Hahambaşı İsak Haleva’nın yanı sıra Türk Musevi Cemaati Başkanı İshak İbrahimzadeh, Yaşar Bildirici, Cefi J. Kamhi, Özlem Zengin ve Selina Doğan gibi isimlerle birlikteydik.

Sanatçı ve müzik hocası Cenk Rofe çok güzel Sefarad şarkıları seslendirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Beyoğlu’ndaki çocukluk ve gençlik yıllarını Museviler, Rumlar ve Ermenilerle yakın iletişim hâlinde geçirmiş, onların sorunlarını yakından bilen bir devlet adamı.

Erdoğan’ın liderliğindeki AK Parti hükümetleri bu inanç gruplarının ibadetlerini özgürce yerine getirebilmesi için şimdiye kadar önemli adımlar attı.

Hakan Çelik

http://www.posta.com.tr/yazarlar/hakan-celik/musevi-dugununde-erdogana-dua-2008047

 

  • AVRUPA BİRLİĞİ’NİN 11 ÜYESİ DÂHİL SOYKIRIMI TANIYAN 29 DEVLETİN İZİNDEN GİTMEK GÜNÜN BİRİNDE ERDOĞAN REJİMİYLE UZLAŞMA İHTİMALİNİ KUŞKUSUZ Kİ ZEDELER

Ermeni soykırımını tanıma çağrılarına hükümet nihayet kulak vermeye başladığına göre Netanyahu’nun Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la Gazze-İsrail sınırında onlarca Filistinli göstericinin öldürülmesi üzerine yaşadığı söz düellosu “durumu” değiştirmiş olabilir mi?

Böyle olduysa eğer ahlak ve vicdan söyleminin arkasında nelerin yattığını uluslararası toplum da Ermeniler de pekâlâ görecek ve bunun aslında diplomatik misilleme yapmak ve siyasi puan kazanmak için soykırımın yüzsüzce kullanılması olduğunu bilecek.

Avrupa Birliği’nin 11 üyesi dâhil soykırımı tanıyan 29 devletin izinden gitmek günün birinde Erdoğan rejimiyle uzlaşma ihtimalini kuşkusuz ki zedeler. 2010’da Gazze ablukasını delmeye çalışan Mavi Marmara filosu nedeniyle Türkiye’yle yaşanan sorunları çözmek için İsrail geri adım atmış ve gemiye düzenlenen komando baskınında ölenlerin ailelerine tazminat ödemeyi kabul etmişti. Oysa Ermeni soykırımının kabulünden geri dönmek mümkün olmaz. Anlık heyecanlarla veya halkla ilişkiler numarası olarak bu tip kararlar alınamaz.

Ermeni soykırımının tanınmasını yaklaşık 30 yıl önce öneren ilk isim olan Meretz partisi vekili Yair Tzaban’a göre soykırımın şimdi tanınması, günah işleyerek yapılan iyiliklerin değerini sorgulayan bir Yahudi kaidesini akla getiriyor. Al-Monitor’a konuşan Tzaban, ahlakçı hesaplaşmalar yerine her konuyu kendi içinde değerlendirerek tutum belirleyen vicdani yaklaşımı savunuyor. Bununla birlikte soykırımın tanınması için bir fırsat doğduğunu ve bunun kaçırılmaması gerektiğini düşünüyor.

Sağcı İsrail hükümetinin sert bir tenkitçisi olan Tsaban, Türkiye’den bu hükümete ağır eleştiriler geliyor diye Erdoğan’ın ve onun “Türk, Kürt ve Ermeni özgürlük savaşçılarının, demokrasi sevdalılarının ruh ve bedenlerinde derin izler bırakmış rejiminin” hayranı olmayacağını söylüyor. Aynı şekilde Erdoğan ve Gazze’yi kontrol eden Hamas tepki topluyor diye İsrail’i tehlikeli bir yöne götüren, Yahudi halkının barış umudunu körelten Netanyahu hükümetine yönelik eleştirilerini yumuşatmayacağını vurguluyor.

Akiva Eldar

http://www.al-monitor.com/pulse/tr/originals/2018/05/israel-turkey-palestinians-gaza-armenian-genocide-shoah.html#ixzz5HO6YGXGe

 

  • “ANTİSEMİTİZMİN OLAĞANÜSTÜ ÖLÇÜDE YAYGIN OLDUĞU BİR ÜLKEDE, KALKIP ANTİSEMİTİZMLE AÇIK AÇIK MÜCADELE ETMEK, YAZMAK, BUNU GÜNDEME GETİRMEK, “SEN ANTİSEMİTİSTSİN, IRKIÇISIN” DEMEK BENCE ÖNEMLİDİR”

Öncelikle şunu belirteyim: Yahudi Cemaatinin önde gelenleri Antisemitizm konusunda bir ezber yaşıyorlar. Ben ise Antisemitizm üstünde düşünüyorum. Bu konuyla ilgili iki ilkem var. Benim Yahudi Cemaati’ni eleştiren hiçbir yazım yoktur. Ben hep şunu anlatırım: Cemaat sessiz ve içine kapalı bir cemaattir. Bunu da anlayışla karşılamak gerekir. Kafasını her kaldırdığında devletten kafasına darbe yiyen insanlar sonuçta kafasını kaldırmamayı tercih ederler. Bu da son  derece doğal ve insanî bir durumdur. Burada suçlu olan sessiz kalan değil, onun korkutup sessiz kalmasına yol açan devlettir. Bunu sürekli yazmışımdır. Hiçbir zaman “Yahudi Cemaati niçin konuşmuyor? Niçin sessiz kalıyor?” gibi bir yaklaşımım olmadı.

İkincisi ise benim özellikle Taraf gazetesinde yazdığım dört yıl boyunca yazdıklarım, Yahudi Cemaati’nin önde gelenlerinin Antsemitizmle mücadele anlamında bugüne kadar yaptıklarıyla en azından eşittir. Antisemitizm yokmuş gibi davranmak, sessiz kalmak, “Yaşasın Türkler bizi ne güzel misafir ediyorlar” demek Antisemitizmle mücadele  etmek değildir. Ben ise Antisemitizmle mücadele etmek gerektiğini düşünüyorum. Taraf’ın farklı kesimlerden oluşan bir okuyucu kitlesi vardı. Müslümanlar, Kürtler vs… Bu çoğul okuyucu kitlesine neyin Antisemitizm olup olmadığını ve Antisemitizmin ırkçılık olduğunu anlatmaya çalıştım. Eleştiri oklarımı suskun ve sessiz kalan Yahudi Cemaati’ne değil, Antisemitizme yönelttim. Öte yandan genel olarak Cemaat ve Cemaat’in ileri gelenleri beni sevmez. Bunun bir tek nedeni var: Benim İsrail’i eleştiriyor olmam. Başka bir nedeni de yok. Cemaat’in önde gelenleri açısından İsrail kutsaldır. İsrail’i eleştirmek tabudur. Dünya Yahudi nüfusunun İsrail dışında yaşayan kesimlerinin büyük çoğunluğu İsrail’i şu veya bu ölçüde eleştirir. Dünyadaki Yahudilerin yine önemli bir kesimi ise neredeyse İsrail’in her yaptığını eleştirir. Ama Türkiye’dekiler için İsrail bir tabudur.

Ben bu Cemaati koruduğumu düşünüyorum. Bir tek kişi ne kadar koruyabilirse… Antisemitizmin olağanüstü ölçüde yaygın olduğu bir ülkede, kalkıp Antisemitizmle açık açık mücadele etmek, yazmak, bunu gündeme getirmek, “Sen Antisemitistsin, ırkıçısın” demek bence önemlidir. Bunu Cemaat’in ileri gelenleri perde arkasından yapmaya çalışıyor, ben açık açık yapıyorum.

Roni Margulies (Röportaj: Ferda Balancar)

http://www.agos.com.tr/tr/yazi/20742/antisemitizmle-perde-arkasindan-mucadele-yetmez

 

  • “TÜM YAHUDİLERİN ZENGİN OLDUĞU İNANCI, YAHUDİLER HAKKINDAKİ TÜM IRKÇI İNANÇLAR GİBİ AVRUPA’DAN GELİR. ORADA BU SAÇMALIK ARTIK BÜYÜK ÖLÇÜDE ORTADAN KALKTI, GEÇMİŞTE KALDI, AMA YAHUDİLERİN “PARADAN ANLADIĞI,” HEPSİNİN “TEFECİ, SİMSAR, TÜCCAR” OLDUĞU DÜŞÜNCESİ AVRUPA TARİHİNDEN KAYNAKLANIR”

Tüm Yahudilerin zengin olduğu inancı, Yahudiler hakkındaki tüm ırkçı inançlar gibi Avrupa’dan gelir. Orada bu saçmalık artık büyük ölçüde ortadan kalktı, geçmişte kaldı, ama Yahudilerin “paradan anladığı,” hepsinin “tefeci, simsar, tüccar” olduğu düşüncesi Avrupa tarihinden kaynaklanır. Avrupa’da yüzyıllar boyunca ekonominin ana alanlarından ‘yasal’ olarak dışlanan, toprak sahibi olması, tarımda çalışması yasaklanan, ulusal iktisadi süreçlere dahil olmasına izin verilmeyen Yahudiler üretim alanından dolaşım alanına ‘sürülmüş’, ulusal ekonomiler arasındaki ‘çatlaklara’, yani uluslararası ticarete ‘mahkûm’ edilmiştir. Birçok Yahudi bu nedenle para ile ilgili alanlarda iş tutmuştur. Irksal değil, tarihsel, sosyoekonomik nedenlerle. Ama yine de özellikle Doğu Avrupa’da, Rusya ve Polonya’da, Yahudiler 19. yüzyıl boyunca köylerde yaşayan, vatandaşlık haklarından mahrum, yoksul bir halk olmuştur. Yani hepsinin zengin olduğu inancı o zaman da yanlıştı, bugün daha da anlamsız.

Roni Margulies (Röportaj: Kürşad Oğuz)

http://www.haberturk.com/yazar-roni-margulies-istanbul-da-yasayan-yahudileri-anlatti-1995943

 

  • YOM KİPPUR SAVAŞI’NDAN BERİ İSRAİL’İN EN GÜVENLİ SINIRI SURİYE OLAGELMİŞTİ. ESED REJİMİ İSRAİL’İN GÜVENLİĞİ İÇİN SERT TEDBİRLER ALMIŞTI. İSRAİL İLE SURİYE ARASINDA BENZERİ BİR ANLAYIŞI YENİDEN TESİS ETME ÇABALARININ YÜRÜTÜLDÜĞÜNE DAİR BOLCA HABERLER ÇIKMAYA BAŞLADI

İsrail bir süredir miktarını ve sıklığını kendisinin tayin ettiği bir şekilde Suriye’deki İran hedeflerine saldırıyor. Saldırıları şimdiye kadar dişe dokunur bir karşılık görmedi. Suriye-İsrail sınır hattının İsrail’in kırmızıçizgisi olduğunu biliyoruz. İran’ın, desteklediği milis güçlerinin ve Hizbullah’ın bu hatta yakın bölgelerdeki varlıkları ve askeri temerküzleri İsrail’in doğrudan hedefi haline dönüştü. İsrail, İran’a ve dolayısıyla rejime net bir mesaj veriyor ve diğer bölgelerde ne yaparlarsa yapsınlar söz konusu sınır hattına yaklaşmamaları gerektiğini icbar ediyor.

İsrail aslında uzun bir süredir sınır hattında fiili bir tampon bölge oluşturma fikrini değerlendiriyordu. Son zamanlardaki gelişmeler, tampon bölge konusuna daha “yaratıcı” bakmaya başladıklarını gösteriyor. Zira tartışmalar sınır hattı boyunca Esed rejiminin kontrolünü artıracağı, buna paralel olarak İran ve Hizbullah’ın bu bölgelerden çekilebileceği bir senaryoyu da içeriyor. Yom Kippur Savaşı’ndan beri İsrail’in en güvenli sınırı Suriye olagelmişti. Esed rejimi İsrail’in güvenliği için sert tedbirler almıştı. İsrail ile Suriye arasında benzeri bir anlayışı yeniden tesis etme çabalarının yürütüldüğüne dair bolca haberler çıkmaya başladı. Muhtemelen Rusya arabulucu rolüne sahip.

Ufuk Ulutaş

https://www.aksam.com.tr/yazarlar/ufuk-ulutas/suriyenin-guneyinde-degisen-dinamikler-c2/haber-740988

 

  • HAMAS GÜÇ KAYBETTİKÇE ATEŞKES İSTİYOR. İSRAİL BUNU BİLDİĞİ İÇİN ÖRGÜTÜN, KENDİSİYLE PAZARLIK YAPMADA KULLANACAĞI ÖNEMLİ KOZLARI OLMADIĞINI BİLİYOR

Şöyle bir inanış var; Hamas ne zaman kendisini tehlikede hissetse ateşkes teklif ediyor. Hamas İsraille yapılan Oslo Barış Anlaşması sonucu bir Filistin Devleti’nin doğmasıyla bir hayli izole olmuş bir hareketti. 1997’de İsral’le barış yapma çabası buna bağlıdır. 2005’deki ateşkes önerisi de Hamas’ın kurucusu Şeyh Ahmed Yasin ve sonraki lideri Abdülaziz Rantisi’nin öldürülmelerinden sonra “tamamen biteceği” endişesini duymasından kaynaklandı. Hamas’ın siyasi liderliğini Flistin’de yönettiği bölgelerin sakini Filistinlilerin yükselen tepkileri de ürkütmüştü.

2014’te yapılan anlaşmadan sonra Hamas “ordusunu” güçlendirmeye devam etti. Saldırı tünelleri inşa etmeyi de sürdürdü. Bir gözlemcinin dediği gibi “Hamas için ateşkes aslında İsrail’e roket fırlatmamak ve böylece misilleme ile karşılaşmamak” anlamına geliyor.

Ancak Mahmud Abbas liderliğindeki Filistin resmi hükümeti başından beri, bir anlaşma olacaksa eğer, Hamas’ın mutlaka silahlardan vazgeçmesini savundu hep. İsrail’de eğer kuşatmanın hafifletilmesi isteniyorsa Hamas’tan aynısını istedi.

Hamas güç kaybettikçe ateşkes istiyor. İsrail bunu bildiği için örgütün, kendisiyle pazarlık yapmada kullanacağı önemli kozları olmadığını biliyor. Yani halk desteğini büyük oranda yitirmiş, zayıflamış bir örgüt olarak Hamas’ın dört yıldır yürürlükte olan ateşkese yeniden dönmesi çok şey değiştirmeyecek.

Mustafa K.Erdemol

https://www.birgun.net/haber-detay/hamas-israil-anlasti-mi-217893.html

 

  • ON YILI AŞKINDIR DEVAM EDEN EL FETİH-HAMAS KAVGASINDA HER DAİM HAMAS’A AÇIK DESTEK VEREN ERDOĞAN KENDİNİ ABBAS’A GÜVENİLİR BİR ARABULUCU OLARAK NASIL SUNABİLİR?

Filistin Yönetimi’nden bir yetkilinin Al-Monitor’a verdiği bilgiye göre Türkiye, geçmiş yıllarda Mısır’ın arkasından El Fetih ile Hamas arasında arabuluculuk yapmaya çalıştı ama Abbas bu girişimleri kabul etmedi. Hamdullah İstanbul’da Abbas’ın uzlaşmaya yanaşmaması nedeniyle azar işitti. Türk tarafına göre uzlaşı Filistin halkının, Gazze’deki kuşatılmış kardeşlerin menfaatine olacak. Ancak Abbas, özellikle Türkiye’nin Aruri ile bağını sürdürmesi nedeniyle Erdoğan’ı Hamas yanlısı, taraflı bir isim olarak görüyor ve en azından şimdilik Türkiye’yle iş birliği yapmaya gönüllü değil.

Peki, Abbas’ı ikna etmeyi Mısır bile başaramazken Erdoğan neye dayanarak başaracağına inanıyor? On yılı aşkındır devam eden El Fetih-Hamas kavgasında her daim Hamas’a açık destek veren Erdoğan kendini Abbas’a güvenilir bir arabulucu olarak nasıl sunabilir? Hamas’ın silahsızlanmasını ve Gazze’nin kontrolünü Filistin Yönetimi’ne devretmesini isteyen Abbas’ı bu taleplerinden nasıl vazgeçirebilir?

Son haftalardaki gelişmeler Erdoğan’a iki argüman sağladı. Erdoğan, bu argümanlarla Filistin Yönetimi’nin tepe isimlerine güven aşılayabileceğini ve Mısır’ın yaklaşımına karşı kendi yaklaşımını kabul ettirebileceğine inanıyor. Birinci argüman, ABD Büyükelçiliği’nin Tel Aviv’den Kudüs’e taşınmasına Mısır adeta sessiz kalırken Erdoğan’ın tepkilere öncülük etmesi, ABD Başkanı Donald Trump’a meydan okumaktan çekinmemesi. Erdoğan, Abbas’a Kudüs’ün müstakbel Filistin devletinin başkenti olması konusunda Müslüman ülkeleri birleştirmeyi vaat ediyor. İstanbul’daki zirvede de katılımcı ülkelere Filistinlileri destekleme, yeni ABD Büyükelçiliği 14 Mayıs’ta resmen açılmış olsa da karşı çıkışlarını sürdürme çağrısı yaptı.

Hamdullah’a İstanbul’da iletilen ikinci argümana göre ise Hamas’ın direniş politikası Gazze-İsrail sınırındaki son olaylarla Filistinlileri İsrail’in saldırganlığına karşı koruyan tek silah olarak kendini kanıtlamış oldu.

Türkiye şu öneride bulunuyor: Hamas ve El Fetih silah konusunu bir kenara koyup uzlaşı yolunda ilerlesin, silah konusu karşılıklı güven tesis edilinceye kadar zamana bırakılsın ve o gün geldiğinde çeşitli Filistin örgütlerinin silahlı kanatları bir araya gelerek Filistin halkının birleşik ordusunu oluştursun.

Shlomi Eldar

http://www.al-monitor.com/pulse/tr/originals/2018/05/israel-hamas-fatah-palestinians-mahmoud-abbas-rami-hamdallah.html#ixzz5HWd17zBC

 

Netten okumalar

  • 16 YILDA İSRAİL İLİŞKİLERİ: BOLCA HAMASET TAM GAZ TİCARET - EFE KEREM SÖZERİ

https://www.gazeteduvar.com.tr/forum/2018/05/29/16-yilda-israil-iliskileri-bolca-hamaset-tam-gaz-ticaret/

 

  • KUDÜS HAREKÂTI – VERDA ÖZER

http://www.milliyet.com.tr/yazarlar/verda-ozer/kudus-harekati-2678801/

 

  • SULTAN ABDÜLHAMİD,  ROTHSCHİLDLER VE FİLİSTİN - PROF. DR. METİN HÜLAGÜ

https://www.superhaber.tv/sultan-abdulhamid-rothschildler-ve-filistin-makale-115064

 

  • BİR BAŞKA AÇIDAN BERNARD LEWİS – FERHAT GEZGİN

http://www.agos.com.tr/tr/yazi/20714/bir-baska-acidan-bernard-lewis

 

  • AUSCHWİTZ’DEN SONRA

https://erolanar.org/2018/05/30/auschwitzden-sonra/

 

Takılan tweetler

ishak ibrahimzadeh‏ @ishak5723 3 Haz

Daha fazla

ishak ibrahimzadeh Retweetledi: AGOS / ԱԿՕՍ

Sevgili @RoniMargulies bir hafta seudaya beth knesset’e gelebilirsen sevilmediğini zannettiklerini sevmeye başlayabilirsin hem antisemitizm’le sahnede mücadeleyi de konuşuruz... taaa Yeşilköy’den gelen sevgilerle

https://twitter.com/ishak5723/status/1003220564885082114

 

Ambasciata Turca‏ @TC_Roma 29 May

Daha fazla

Büyükelçi Sayın Murat Salim Esenli bugün (29 Mayıs), ülkemizin gözlemci statüsünde olduğu "Uluslararası Holokost Anma İttifakı"nın (IHRA) Roma'da düzenlenen Genel Kurul Toplantısına katılan heyetimizle görüşmüştür.

 

https://twitter.com/TC_Roma/status/1001511648362934272

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın