Compass doganbaruh

İSRAİL İŞ HAYATI KÜLTÜRÜ- 2: “Daha çok düşünün, daha fazla uğraşın ve cesaretli olmaya hazır olun”

İsraillilerin iş kültürünü ve tarzını belirleyen birçok özellik bulunur. Bu özelliklerin birçoğu farklı kültürlerinden iş ortakları ile kurulan ilişkilerde karşı tarafı şaşırtır.

İSRAİL İŞ HAYATI KÜLTÜRÜ- 2: “Daha çok düşünün, daha fazla uğraşın ve cesaretli olmaya hazır olun”

Direkt Temas

İsrail’de bir iş görüşmesinde, size direkt ve hatta kişisel sorular sorulacağını bilin. Üst düzeyde bir yönetici, sizden şirkete karşı yıkıcı bir davranışta bulunmanızı istediğinde, sizin nasıl davranacağınızı, tepki vereceğinizi görmek isteyebilir. Bu meyanda verilebilecek en doğru cevap “Gözlerinizin içine bakıp, size dürüst kanaatimi bildirmek istiyorum” olurdu. Bu şekilde başlayan bir yanıt, örneğin Uzakdoğu’da, yöneticilerinize çok daha fazla saygı göstermeniz gereken bir ortamda garip kaçardı.

Peki, direkt temas nasıl olur? Dolambaçlı konuşmadan, bir konudan bir konuya çabucak geçebilecek bir diyalog tarzı oluşturarak, basit, kolay ve net ilişkiler kurarak.

Antropolog Edward T. Hall, değişik kültürler arasında göreceli olarak direkt teması inceledi. ‘Beyond Culture’ adlı eserinde (1967), ‘düşük kapsamlı’ ve ‘yüksek kapsamlı’ kültürler olarak tefrikte bulundu. ‘Yüksek kapsamlı’ kültürlerde birçok şey telaffuz edilemez ancak vücut dili ile söylenebilir. Ancak değişik kültürler arasındaki temasta bu zordur. Hall’a göre Japonların yüksek kapsamlı bir kültürü vardır ve bu düşük kapsamlı bir kültürü olan İsraillilerin iletişim kültürüne taban tabana zıttır. Bu kültürde çeşitli imalara ihtiyaç yoktur. İsrail kültüründe başka insanları anlamak için çok derinlere inmeye ihtiyaç bulunmaz. İsrailliler söyledikleri neyse onu kastederler; sizin yanlış olduğunuzu düşünüyorlarsa, sadece “Yanlışsınız” derler.

Öte yandan yüksek kapsamlı kültürlerde - örneğin Çin’de ve Hindistan’da - incelik ve muğlaklık hüküm sürer. Örneğin bu ülkelerde yönetici “Evet” derse, bu çalışana “Seni dinledim” veya “Yapacağım, bakacağım, yapmayacağım” gibi anlamlara da gelebilir. Düşük kapsamlı kültürel seviyedeki ABD’de dahi yönetici, “Öneriniz ilginç. Bunu ileride değerlendiririz” der. İsrailliler ise böyle dostane lafların ne ifade ettiğini anlamakta güçlük çeker. Dobra konuşmayı severler ancak bu, Amerikalıların gözünde küstahlık ve kabalıktır. Amerika’da yerleşik İsrailli çalışanlar, bu davranışları nedeniyle anlaşılamamış, çok şey yitirmiş ve bu makalenin perspektifi dahilinde kendilerini diplomatik yönden ıslah etmek durumunda kalmıştır. Tabi bu meyanda lisan sorunu da ortaya çıkar. Birçok İsrailli İngilizceyi iyi bilir. Ama bu lisan onların ana dili olmadığından kendi dillerinden yaptıkları çeviriler de sorunsal olabilmektedir. İsrailliler, dominant konuşmaları ve başkalarının sözlerini kesmeleriyle, iş toplantılarında karşı tarafın aklını karıştırır. Ancak İsraillilere göre bu, konuya ilgi ve heyecan duymaktır ve onların doğal iletişim tarzıdır… Öte yandan İsrail’in iş hayatı kültüründe mevcut bulunan direkt ve sade iletişim tarzı pazarlıklarda, bu davranış her zaman geçerli olmayabilir! İsrailliler iş ortakları ve arkadaşları ile pazarlık yaptıklarında, bu geleneksel tarzlarından sapma gösterebilirler. İş hayatında, günlük yaşamda da olabileceği gibi İsrailliler, muzaffer olmak, para kazanmak ve herhangi bir ‘kazanma-kaybetme’ durumunda kendilerini kazanan taraf olarak kanıtlamak için güçlü bir istek duyar. Kurnazlık olarak da “Bu imkânsız” dediklerinde, bunun aslında mümkün olduğunu pekâlâ bilirler. “İpi daha çok gererek” sizi alt edebileceklerini düşünebilirler ve bunu yapmakta da tereddüt etmezler. Amaçlarına kavuşmak için blöf kabilinden “hayır” da diyebilirler. Mücadeleci, hedefe yönlendirilmiş ruhları, ABD’de Avrupa’da cereyan eden ve taraflarda iyi niyetin hüküm sürdüğü pazarlıklardaki tutuma göre göreceli olarak tezat teşkil eder. Zira bu gibi yerlerde daha ziyade her iki taraf tatmin olur: “kazanan ve kazanan”…

İsrailliler sıkı pazarlıkçıdır. Ancak Asya ülkelerinden gelen iş adamlarıyla pazarlık yaptıklarında dezavantajlı durumdadırlar. Çünkü bu kişiler, pazarı çok ayrıntılı olarak incelerler ve karşı tarafla itimata dayanan ilişkiler kurmak için çok zaman harcarlar. Hâlbuki İsrailliler sabırsızdır ve sonuçlara çabuk ulaşmak ve hemen bir gelişme izlemek ister. Örneğin Çinliler, İsrail teknolojisini ve girişimciliğini takdir etmekle beraber, İsraillilerin bu sabırsızlığı ve zaman kazanmaktaki acelecilikleri, iş ilişkilerinde ve anlaşmalarında birçok engel oluşmasına sebebiyet verir.

Bu durumda pazarlıklar konusunda şu tavsiyeye uyulması gerekir: İsraillilerin stratejik pazarlıklarını sürdürme olasılıkları olduğunu ve tüm kartlarını masanın üzerine koymadıklarını anımsayın. Hoş bir atmosfer mevcutsa, ondan istifade edin fakat her zaman; ne de mutabık kalındıysa, yazılı olarak da desteklemeyi ihmal etmeyin…

Risk almak + Hırs = Girişimcilik

Girişimci, kapasitesi ve hırsı ile yeni bir şey yaratabilen, bunu başarabilmek için risk alma isteği duyan kişidir. İsrail, ilerleme peşindeki girişimcilerin ülkesidir. Zor sorular sorarken ve tüm olasılıkları araştırırken sıkıntıya girmezler. Risk almaya, kendilerini ve başkalarını buna sürüklemeye razıdırlar. Sıkı iş planlarına sadık kalmazlarsa dahi, hedeflerini gözden kaçırmazlar.

Kısa bir süre önce İsrail’de ‘Globes’ gazetesi, başarılı bir İsrailli girişimcinin nasıl olması gerektiği konusunda; danıştıkları önde gelen sekiz İsrailli girişimci vasıtasıyla derledikleri şu ilkeleri vurgulayan bir makale yayınladı:

-       Cesaret

-       Teferruat

-       Yenilikçilik

-       Yaratıcılık

-       Sebat

Sano şirketinin kurucusu Bruno Landsberg’in dediğine göre, İsrailli girişimci ‘çok uzun menzilli atış’ yapar. Bu, bazen iyi, bazen de kötüdür. Ancak başarı veya başarısızlık olsun, çap hep geniştir.

Başarılı girişimci için iş hayatı rakamlarının, zor ve insiyakî kararların alınmasını sağlaması gerekir. Bunların, tüm olumsuzluklara karşın vizyonu gerçeğe çevirebilme yetisi vardır. Başarıya giden yol çetindir ve girişimci her daim iyiyi umar olmalıdır. İsrailliler, kendi değerlerini kanıtlamak için bir güdüm duyumsarlar; 1948’de kendini devlet olarak ilan etmiş olan İsrail’in, bu amaçla birçok düşmana karşı savaşmış ve galip gelmiş olmasından da etkilenmiş olabilirler. Girişimciler, Avrupa’daki ve Arap ülkelerindeki konforlu evlerini bırakıp İsrail’de yeni bir hayat kurmak mecburiyetinde kalan veya cesaretini göstermiş olan ebeveynlerinin yaşam mirasının çerçevesinde yetiştiler. Şu slogan onları motive eder: “Daha çok düşünün, daha fazla uğraşın ve cesaretli olmaya hazır olun.”

İsrail’de zeki ve başarılı insanlar çoktur, dolayısıyla tepeye tırmanmak kolay değildir. Lider olmak demek; cüretkâr olmak, hırs ve merak taşımak demektir. İsrail’de insanlar, bu başarı için yarışa daha ordudayken başlar. Ordu onlara yaratıcı olmayı, gelişmeler için yük almayı ve sonuçları için de sorumluluk almayı öğretir. Bu karmaşık başlangıç noktası, onları genç yaşta savaşçı ve lider haline dönüştürür; bazıları da, bu ruhu işlerinde girişimci olmak için taşır. İsrail’in kendi mevcudiyeti için uğraştığı tüm sorunlara karşın; Dan Senor ve Saul Singen ‘Start-up Nation’ adlı eserlerinde birçok büyük ve stabil ülkeye nazaran İsrail’de daha fazla ‘start-up’ şirket olduğunu ispatlar.

İsrail, dünyada sadece hi-tech’te (yüksek teknoloji) değil, başka birçok alanda - örneğin fizik, tıp, ekonomi, güvenlik, bioteknoloji ve ziraat gibi - dünya liderlerinden. Çeşitli sahalardaki Nobel ödüllerinin İsrail nüfusuna oranı, dünyadaki en yüksek oranlardır. İsrailli doktorlar ve İsrail’de geliştirilen ilaçlar, yüksek bir zekâ ürünüdür. Weizmann Institute, Technion, Israel Institute of Technology, Israel Aircraft Industries, (Havacılık Sanayii), Rafael Advanced Defense Systems (Gelişmiş Savunma Sistemleri), Elbit ve diğerleri, dünyada birçok ülkeye yaşamsal bir destek sağladı. Örneğin ziraatta, tabiî kaynakların yoksunluğu, yılın önemli bir bölümündeki aşırı hararet ve su sıkıntısı, ‘zeki’ ve modern bir ziraata ihtiyaç gösterir. Zirai girişimciler, ekilebilir sınırlı miktardaki alandaki verimliliği arttırmak için birçok yol keşfetti, bu tür gelişmeler, dünyanın başka alanlarına da yayıldı. Bu alandaki başarılar; damla sulaması, süs bitkileri, otlar, zeytin ağaçları, hurma ağaçları, yosun yağı ve yeni tohumlamaları içerir.

Seslilik

‘Sesli’ sözcüğü, İsrail’deki iletişimleri betimlemek için oldukça uygundur. Şunları ima edebilir: Yüksek volümlü ve kırıcı bir ses tonu, duygusal halin tarifi, ‘gürültülü’ bir vücut dili; ellerin ve kolların çok kullanıldığı, dinlemekten ziyade konuşmaya verilen önem.

Birçok yabancı iş adamı, İsrailli iş ortakları tarafından çok iyi karşılandıklarını, fakat pazarlıkta adeta kavga edercesine el-kol hareketleri yaptıklarını, bağırmaya başladıklarını müşahede etmişler ve bir anlaşmaya varamayacaklarını sandıkları anda işin tatlıya bağlanabildiğini hayretle izlemişler. Bu durumda ne yapmak gerekir? İsrailli işadamlarını kendi hallerine bırakın; istedikleri gibi bağırsınlar, alınmayın. Daha kolay sonuca ulaşabilirsiniz. İsrail’in hem demokratik, hem de Yahudi değerlerine bağlı konusuna da pek girmeyin; son bulmayan tartışmalara girmiş olursunuz.

Diğer ilginç bir konu da mesafedir. Batıda nispeten samimi de olsalar kişiler aralarında yaklaşık yarım metrelik bir saygı mesafesi bulundurur. Fakat İsrail’de bir iş toplantısında kişiler size çok daha yakın durabilir, hatta ellerini omzunuza koyup, sizi rahatsız dahi edebilir. İsrailli çalışanlar iş hayatında da çok samimidir; evlerine iş götürür ve oradan da mesai arkadaşlarını arar. İsrail’de örneğin - İsviçre’deki gibi - mesai saatlerine de pek riayet edilmez; hatta İsrailliler geç de kalabilir. ABD, Almanya, İsviçre ve İskandinav ülkelerinde zaman, sabit zaman çizelgeleriyle dizginlenmeye çalışılır. Bunları Hall, ‘The Silent Language / Sessiz Lisan’ adlı kitabında ‘monokronik’ kültürler olarak nitelendirir. Hâlbuki yazarın ‘polikronik’ kültürler olarak bahsettiği İsrail, Fransa, İtalya ve Meksika gibi ülkelerde ise, birçok etkinlik aynı anda icra edilebilir ve sabit zaman çizelgelerine gereksinme duyulmaz.

Bir polikronik kültür mensubu olan İsrail’de şunlar mümkündür:

    . Aynı anda birkaç işle uğraşmak.

    . İş zaman çizelgesi bir amaçsa da, ana amaç değildir.

    . Daha fazla ve bazen değişik türdeki bilgilerin akışını sağlanabilir.

    . Başlama zamanı hususunda göreceli olarak esnek bir tutum alınmasını sağlanabilir.

    . Ara vermeleri kabul edilebilir olarak algılanır.

    . İnsan kavramının görevden önce geldiğini idrak edilir.

    . Çalışanların, esnek saatler dahilinde görev yapabilmeleri temin edilir.

    . Toplantılar dahilinde telefonlara cevap verilmesine, e-mail alınmasına veya gönderilmesine tahammül gösterilir.

İsrailliler çalışmada deneyim sahibi, 70 yaşlarında Sara adlı yüksek düzeydeki bir yönetici, araştırmanın yazarına ayrıca şu ilginç saptamayı da iletmiştir: Özellikle batı âleminde bir e-postaya ‘ACİL’ ibaresi eklendiğinde, konuya ivedilikle yaklaşılır. İsrail’de ise durum oldukça farklıdır: Bu ibareyi gören İsrailliler, bunu alıcının ilgi duyması anlamında algılar ve gerçek mahiyetine onlar karar verir! Ancak Batılılar, bunu böyle tefsir etmez ve gerçekten de İsraillilerin, yabancılara olan iletişimlerinde bu sözcüğü sadece durum kritik olduğunda kullanmaları gerekir.

Devam edecek.

Kaynakça: ‘Israeli Business Culture’, Osnat Lautman, Yayınlayan Margo Eyon, 2015, S. 42- 74.

 

   

 

İLGİLİ HABERLER

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın