Geçen sene en çok kimleri okuduk?

Vatan Gazetesinde ‘Kitaplık’ adında bir köşem var; her cumartesi orada, kitap eleştiriyorum. Yazı işleri bana sene sonunda “2017’de neler okuduk, ona bir bakar mısınız?” dedi. Köşeye, en çok okunanları taşıdım ama benim adını tek geçtiğim yazar, Canan Tan oldu. Neden derseniz, üslubunu sevdim… Bazı yazarlar bize uyar, o kadar. Kocaman nedenlere ihtiyaç yoktur, onları okumak için.

Kelepçe, En Son Yürekler Ölür, Issız Erkekler Korosu, Eroinle Dans, İz,  Hasret, En Son Yürekler Ölür, Çikolata Kalpli Hüzünler, Söylenmemiş Şarkılar, Pembe ve Yusuf, Aşkın Sanal Halleri, Yüreğim Seni Çok Sevdi, Piraye…

“Hep sorulur bana, ‘Eczacı iken, nasıl edebiyatçı oldunuz?’ diye. ‘Edebiyatçı iken nasıl eczacı oldunuz?’ diye sorulmalı aslında. Çünkü eczacı olmadan çok önce başlamıştı yazın hayatım.”

Böyle diyor Canan Tan. Çünkü o doğuştan edebiyatçı… Saydığım kitaplar, onun kitapları ve gerçekten insanın kalemle, sayfalarla, hayatla aynı anda dost olabileceği türden romanlar yazdı bizim için bu sene… Bu kitaplardan hiç olmazsa birini okumuşsunuzdur. Okumadıysanız, hemen birine başlayın. Çünkü bu sene, yazın dünyasında en çok onun adı duyuldu, en çok onun kitapları okundu.

Nobel Edebiyat Ödülü, edebiyat alanında en soylu ve en içten ideali örnek alarak meydana getirilen eserin yazarına verilir. 2017’de Nobel Edebiyat Ödülüne, Japon asıllı İngiliz yazar Kazuo İşiguro layık görüldü.

İsveç Kraliyet Bilim Akademisi, 62 yaşındaki İşiguro’nun “büyük bir duygusal güce sahip romanlarında dünya ile hayali algı arasındaki uçurumu ortaya çıkardığı için” Nobel Edebiyat Ödülünü almasını uygun gördü. Dünya ile hayali algı arasındaki uçurumu anlamak ve hissetmek, insanlardaki hayal kırıklığının en büyük sebebi olsa gerek… Ve bunu yazı yoluyla anlatmayı başarmak, bambaşka bir yetenek hiç kuşkusuz… Japonya’da doğan ve İngiltere’de yaşayan İşiguro, bu işi İngilizce yapıyor ve romanlarını bu dilde yazıyor.

Günden Kalanlar (The Remains of the Day) adlı romanıyla Nobel’e layık görülen yazar, 1,1 milyon dolarlık ödülün sahibi oldu.

Ege Görgün, geçen sene oldukça dikkat çeken öykü kitabı Cinbaz’da kötülüğü hem de saf kötülüğü anlatmayı tercih etti.

“Korku uyandığında yanı başındaydı. Yüreğine sığmayacak kadar büyük bir korku. Bunda şaşılacak bir şey yoktu. Hayatında en çok korktuğu yerde uyanmıştı. İpte asılı çamaşırlara bakılırsa zamanı da tutturmuştu. Şeytan neticede düşmüş bir melektir. İnsana kötülük yapmaya gücü yetmez aslında. Peki, öyleyse ‘saf kötülük’ün sorumlusu kimdir? Ege Görgün, Cinbaz’da çarpıcı bir biçimle, çarpıcı bir dille yanıt veriyor bu soruya. Elbette biz... İnsan!”  Okurlarını, kötülüklerin en büyük yaratıcısı insanın kendisidir, gerçeğine ulaştıran yazar; insanın kendisini sorgulamasına ve hayat üstünde kendisinden yola çıkarak düşünmesine vesile oldu fantastik, bilim- kurgu öyküleriyle…

İşte böyle…

İstedim ki hiç okumayanlar varsa aranızda, bu kitaplar çok geçmişte kalmadan, eleştirileri tazeyken okusunlar.

Gerçi kitaplar geçmişte filan kalmaz.

Çok şükür ki edebiyat, sonsuza kadar kalır…

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın