Talmud´dan süzülenler

Sara YANAROCAK Kavram
22 Ağustos 2016 Pazartesi

DAİRE ÇİZEN HONİ

Bir zamanlar şehir halkı ‘Daire Çizen Honi’ye başvurdular; “Dua et yağmur yağsın.” Honi onlara bakarak, “O zaman Pesah’ta kullandığınız ocakları içeriye alın. Yoksa yağmurda mahvolurlar” dedi. Honi dua etti, ama yağmur yağmadı. O zaman Honi kendi etrafında bir daire çizdi, kendisi dairenin tam ortasında durdu ve Tanrı’ya seslendi; “Evrenin Tanrı’sı, çocukların bana geldiler, çünkü ben senin sadık kulunum. Senin adınla yemin veririm ve bana cevap vermen için diğerleri gibi kuyruğa girmem” dedi.

Aynı anda yağmur çiselemeye başladı. Honi tekrar yukarıya bakarak, “Senden istediğim bu değildi. Ben, vereceğin yağmurlarla sarnıçların, hendeklerin ve su depolarının dolmasını istiyorum” dedi. Bu sefer gökten sağanak yağmurlar yağmaya başladı. Honi tekrar yukarıya bakarak, “Senden istediğim bu da değildi. Ben senden neşe, kutsama ve cömertlik yağmurları diliyorum” dedi.

Bu sefer göklerden uygun, mantıklı bir yağmur yağmaya başladı. Ama nedir ki yağmur bir türlü durmak bilmiyordu. Sonunda tüm şehir halkı Yeruşalayim’in en yüksek noktası olan Tapınak Dağı’na (Moriah) çıktılar. Çünkü artık her tarafı sel basmıştı. Sonunda tekrar Honi’ye gittiler ve “Yağmurun yağması için dua ettiğin gibi, şimdi de durması için dua et” dediler. Honi onlara bakarak, “Gidin bakın bakalım-İstek Kayası-yerinde mi, yoksa yok mu oldu?” dedi.

Şimon ben Şetah, bunun üzerine Honi’ye bir mesaj gönderdi:

“Eğer sen Honi olmasaydın, ben bu konuyu hükme bağlar ve seni herem (aforoz) ettirirdim. Ama ben sana karşı ne yapabilirim? Tanrı’nın karşısına çıkıp kendini bu biçimde tanıtan bir kişisin ve Tanrı senin isteklerini yerine getirdi. Bu aynen bir çocuğun babasına itiraflarda bulunup, babasının her şeye rağmen onun isteklerini yerine getirmesine benziyor…”

Talmud, Taanit 19a

Not: Antik Yeruşalayim’de ‘İstek Kayası’ denen bir yer vardı. Önemli problemler oraya götürülür, orada sorunların cevapları bulunurdu. Ondan sonra sorunlar hükme bağlanırdı.

 Talmud, Bava Metzia 28a


TEK AYAK ÜZERİNDE

Ünlü Talmud bilgini Hillel,1.yüzyılda Babil’de dünyaya gelmişti. Genç bir delikanlı iken, Yeruşalayim’e Tora öğrenmeye geldikten sonra, oradaki din bilginlerinin izini takip etmeye başlamıştı. Kendisi çok yoksul ama parlak bir zekâya sahip bir öğrenciydi. Kısa zamanda çok ünlü bir akademisyen oldu. Sanhedrin’in başına getirildi, Nasi (önder) oldu. Çağdaşı olan din bilgini Şamay ile sürekli olarak fikir ayrılığına düşerlerdi. Tora’nın kanunları konusunda mutabakata varamazlardı.

Şamay kanunlarını çok katı bir biçimde uygularken, Hillel daha hoşgörülü ve merhametli olmaya eğimliydi. Dini meselelerin tümünde Hillel müritlerini, Aaron Akohen’in sözlerini hatırlatarak yüreklendirirdi.

“Sevgi ve barış. Barışı takip edin. Tanrı yarattığı her şeyi sever ve onların Tora’ya bağlı olmalarını ister”  deyişini kendilerine yaşam düsturu olarak edinmelerini isterdi.

Hillel, alçakgönüllü ve sabırlı bir insandı. Onun hakkında anlatılan tüm öykülerde onun kişiliğinin bu tarafları hep ön plandadır.

Talmud kitabının-Şabat 31a- bölümünde onun hakkında anlatılan bir hikâye vardır.

Yahudi olmayan bir adam, Yahudi dinine dönmek ister. Adama eğer Yahudi olmak istiyorsa, bunun çok zor bir şey olduğunu, bir rabinin rehberliğinde bütün Tora’yı öğrenmesi gerektiğini, tüm öğrenimi sırasında da din değiştirecek olan adayın bu çalışmaların tümünü, tek ayak üzerinde durarak yapması gerektiğini söylerler. Adam önce Şamay’a başvurur. Ona bunların doğru olup olmadığını sorunca, Şamay bu gülünç soru karşısında öfkeye kapılır ve adamı evinden kovar. Adam kararından vazgeçmez ve Hillel’e başvurur. Zarif ve iyi yürekli Hillel adamın talebini kabul ettikten sonra şöyle der:

“Sana kötü görünen hiçbir şeyi komşuna yapma. Bütün Tora prensip olarak budur. Geriye kalanlar ise bu felsefenin açıklamalarıdır. İçeriye gir ve çalışmaya başla!”

Talmud -Şabat a

Not: “Kendin için istemediğini başkası için de isteme. Bütün öğrenmen gereken budur.” 

Hillel


KEÇİBOYNUZU AĞACI VE SU KAYNAĞI

Rabi Yeuda, Rabi Yosi ve Rabi Şimon oturup konuşuyorlardı. Dönme bir adamın oğlu olan Judah, yanlarında oturup onları dinliyordu.

Rabi Yeuda diğerlerine bakarak, “Bu Romalılar, ne kadar mükemmel şeyler yapıyorlar baksanıza. Harika yollar, köprüler, hamamlar inşa ediyorlar” dedi. Rabi Yosi sessizliğini korurken, Rabi Şimon bar Yohay, “Bu yaptıkları şeyler, tamamen kendi konforları ve yararları için yapılıyor. Pazar yerleri yaptılar, içine fahişeleri yerleştirdiler. Hamamlarda kendileri yıkanıp serinliyorlar. Köprüleri ise oradan geçen kişilerden para toplamak için kullanıyorlar.”

Dönmenin oğlu Judah bu konuşmaların tümünü şehrin Roma yönetimine anlatarak onları ihbar etti. Romalı yetkili kararını bildirdi:

“Bu ihbarı bize yapan Judah; yüceltilecektir. Konuşmada sessiz kalan Rabi Yosi, Seforis şehrine sürgün edilecektir. Roma idaresi hakkında eleştiriler yapan Rabi Şimon bar Yohay ise suçlu bulunduğundan infaz edilecek.”

Rabi Şimon ve oğlu önce kendi yeşivalarında gizlenmeye karar verdiler. O akşam rabinin eşi onlara ekmek ve bir matara su getirdi. Böylece akşam yemeklerini yediler, fakat haklarında verilen kararın derhal uygulanacağını öğrenince bir mağarada gizlenmeye karar verdiler.

O gün bir mucize gerçekleşti. Gizlendikleri mağaranın yanında bir keçiboynuzu ağacı ve bir su kaynağı belirdi. Rabi ve oğlu bütün gün boyunca giysilerini çıkartıp yere kumlara uzanıyorlar ve Tora çalışıyorlardı. Dua etme saatlerinde tekrardan giysilerini giyip, ibadetlerini yapıyorlardı. Bu biçimde tam 12 yıl boyunca mağarada yaşadılar.

Bir gün Eliyahu Anavi mağaranın ağzına geldi, yere oturdu ve onlara seslendi:

“Yohay’ın oğluna kim bilgi verecek? Roma İmparatoru öldü ve onun hükmü artık geçersizdir!” Bu sözleri duyan baba, oğul ortaya çıktılar. Mağaradan çıkıp şehre doğru yola koyuldular.

Tarlaların arasında ilerlerken, çiftçilerin tarlalarını sürüp, ekim yaptıklarını gördüler. Rabi Şimon, “Bunlar ebedi yaşamı terk edip, dünyevi yaşamın içine dalmışlar” deyip gözlerini görünmeyen bir yıkıma dikti. O anda göklerden yükselen bir sesle irkildiler, “Sizler benim dünyamı yıkmaya mı karar verdiniz? Derhal mağaranıza geri dönün.” Baba, oğul, mağaralarına geri dönerek bir 12 ay daha mağarada yaşamaya devam ettiler, “Cehennemde görebileceğimiz cezanın karşılığı olarak 12 ay daha burada kalmalıyız” diyorlardı.

12 ay sonra bir gün göklerden gelen bir sesle irkildiler.

“Mağaranızdan dışarıya çıkın.” Baba, oğul evlerine geri döndüler.

Yaşadıkları yerde Rabi Elazar her nerede insanlara bakışlarıyla zarar veriyorsa, Rabi Şimon bu zararları bakışlarıyla iyileştiriyordu. Sonra oğluna dönerek;

“Oğlum, sen ve ben bu dünyaya yeteriz” diyordu.

Bir Şabat akşamı alacakaranlıkta, kollarında iki demet mersin dalı taşıyan, yaşlı bir adama rast geldiler. Ona, “Bunları ne için taşıyorsun” diye sordular. Yaşlı adam, “Bunlar Şabat’ın onuruna toplandılar” dedi. Şimon, “Bir demet, bunun için yeterli değil mi?” diye sorunca adam, “Bir tanesi Şabat’ı hatırlamak için (Çıkış 20:8), diğeri ise Şabat’ı uygulamak için (Tesniye5:12)”  dedi. Rabbi Şimon bar Yohay oğluna dönerek, “Bak İsrailoğulları’nın ne kadar kıymetli görevleri (mitsvaları) var. Bunun sonucu olarak zihinleri bu görevleri kolaylaştırıyor” dedi.

Talmud –Şabat 33b

Not: “Şabat gününü takdis etmek için onu hatırında tut.” (Çıkış 20:8)

“Şabat gününü takdis etmek için Tanrı’n Rab’ın sana emrettiği gibi onu tut” (Tesniye 5:12)