Talmud’dan süzülenler

Talmud’dan  süzülenler

İKİ NÖBETÇİ

Bir gün Antoninus, Rabi Yehuda ha Nasi’ye, “Ruh ve beden yargılanmaktan kurtulmak için, kendi kendilerini aklamaya çalışırlar. Beden, ‘Eğer ruh bir günah işlediyse, niçin ben bu mezar taşının altında yatıyorum?’ diye sorar. Ruh da şöyle diyebilir, ‘Beden yasakları ihlal etmiş olabilir. O gün ben onu terk edip göklere uçarım ve kuşlar gibi özgür olurum” demiş.

Bunları dinleyen Rabi Yehuda ha Nasi, Antoninus’a dönerek, “Sana bir hikâye anlatmak istiyorum” demiş. “Bir zamanlar, bir kralın, içinde incir ağaçları olan muhteşem bir meyve bahçesi varmış. Meyve bahçesine iki nöbetçi koydurmuş. Nöbetçilerden birisi topal, diğeri ise körmüş. Günlerden bir gün topal bekçi, kör bekçiye, ‘Bahçede harika incirler var. Beni omuzlarına al, onlardan kopartıp yiyelim’ demiş. Böylece körün omuzlarına binen topal bekçi, ağaçlardan bir yığın incir kopartmış, ikisi incirleri afiyetle yemişler. Bu iş günlerce böyle devam etmiş. Bir süre sonra kral bahçesine geldiğinde ağaçlarda çok az incir kaldığını fark etmiş. Nöbetçileri yanına çağırıp, onları sorgulamış. ‘Onca incir nereye yok oldu?’ diye sormuş. Topal bekçi, ‘Bendeki bu bacakla ne yapılabilir ki?’ diye sormuş. Kör bekçi, ‘Bende onları görebilecek gözler var mı?’ diye sormuş. O zaman kral ne yapmış biliyor musun? Topal adamı, kör adamın omuzlarına oturtup, ikisini birden yargılamış…

Talmud, Sanhedrin 91 a-b

ÜZÜM BAĞLARINDAKİ TİLKİ

Sinsi bir tilki, bir gün harika bir üzüm bağının önünden geçiyormuş. Bağın çevresi kalın bir çitle çevriliymiş. Tilki bağın bütün çevresini dolandıktan sonra, çitin üzerinde büyükçe bir delik görmüş. Nedir ki delikten sadece kafası geçebiliyor, ama vücudu takılıyormuş. Tilki bağdaki iri iri üzümleri görünce ağzı sulanmaya başlamış. Ama delikten bir türlü geçemiyormuş. Kısa bir an düşündükten sonra kararını vermiş. Üç gün boyunca oruç tutmuş. Üç günde incelip delikten içeriye süzülmüş.

Bağa dalan tilki, günlerce bağda doyasıya üzüm yiyip, gönlünü hoş etmiş. Gitgide irileşip, şişmanlamış. Sonunda bir gün artık bağdan dışarıya çıkmaya karar vermiş. Fakat o da ne? Artık delikten dışarı kafası bile geçemiyormuş. Peki, ne yapmış? Yeniden birkaç gün oruç tutmuş, incelmiş, böylece delikten dışarıya çıkabilmiş. Zavallı tilkicik geriye bakarak acıyla, “Ahh üzüm bağları, vahh üzüm bağları, ne kadar güzelsiniz ve meyveleriniz ne kadar lezzetli! Ama bana ne faydanız var ki? Size nasıl girebildiysem, yine aynı şartlarda çıkabildim…” demiş.

Din bilgelerimizin en erdemlisi olan Şlomo Ameleh şöyle der: “Dünya çok güzeldir ama insanoğlu dünyaya elleri boş gelir ve tekrar elleri boş olarak bu dünyayı terk eder. Sadece Tora çalışanlar, görevlerini(mitsva) tam olarak yapanlar ve iyi davranışlarda bulunanlar, hak ettikleri meyveleri yanlarında götürürler…”

Midraş Kitabı’ndan

ÇOCUK VE KÖLE

Turnus Rufus, bir gün Rabi Akiva’ya bir soru sordu: “Eğer Tanrı yoksulları seviyorsa, onlar niçin açlıktan kıvranıyorlar?”

Rabi Akiva şöyle cevaplar: “Böylece bizleri Araf’ta kalmaktan kurtarıyor, çünkü biz yoksullara sadaka veriyoruz. Aksi halde cezalandırılmayı hak ederiz” dedi. Rufus’a bakarak sözlerini sürdürdü: “Sana bir hikâye anlatacağım. Bu hikâye kölesine kızıp, onu zindana attıran bir kral hakkında… Kral, köleye kesinlikle yemek ve su verilmemesini emretmiş. Ama zindandaki bir kişi köleye yemek ve su vermiş. Bunu duyan kral o kişiye kızmamış mı? İnsanların hepsi Kutsal Kitap’ta yazdığı gibi kuldur.1 İsrailoğulları benim kullarımdır”. Akiva Rufus’a bakıp, “Sana bir hikâye daha anlatmak istiyorum” demiş.

“Aynı kral gibi, bir gün bir baba kendi oğluna çok kızmış ve onu bir odaya kilitlemiş. Evdekilere ona su ve yemek verilmesini yasaklamış. Ama evden biri oğlana su ve yemek vermiş. Baba bunu duyunca evdeki o kişiyi ödüllendirmiş midir?

“Bizler, Tanrı’nın çocuklarıyız. Sizler Tanrı’nız Rabbin çocuklarısınız”.2

Talmud, Bava Batra 10 a

DUVARIN İÇİNDEKİ YILAN

Rabi Akiva’nın güzel bir kızı vardı. Yıldızlardan geleceği okuyabilen bir kişi, bir gün bir kehanette bulundu, “Kızın bir gün zifaf odasına girecek. Bir yılan onu sokacak ve kızın orada ölecek” dedi. Evlendiği günün akşamında, Akiva’nın kızı zifaf odasına girdi. Göğsünde iğneli duran broşunu çıkartarak, iğnesini duvara sapladı. Sabah olup uyanınca, giyindi duvara sapladığı broşunu çekip alınca şaşkınlıktan gözleri büyüdü, sapladığı broşun iğnesi duvardaki delikte duran zehirli bir yılanın gözüne girmiş ve onu öldürmüştü. Dışarı çıkıp olanları anlattığında babası Akiva, “Acaba dün özel bir şey yapmış olabilir misin?” diye sordu. Kızı, “Gece düğün ziyafeti sırasında, yoksul bir adam pencereye yaklaşmıştı, herkes eğlencede olduğundan, kimse onu fark etmedi bile. Ben de benim için hazırlanan ziyafet tabağımı yemesi için ona verdim” dedi.

Rabi Akiva evinden dışarı çıkarak, etraftaki kişilere yüksek sesle şöyle dedi:

“Sadaka vermek, ölümü uzaklaştırır, üstelik sadece doğaüstü ölümleri değil, ölümün bizzat kendisini…”3

Talmud-Şabat 156 b

RABBİ AKİVA’NIN KAHKAHASI

Raban Gamliel, Rabi Elazar ben Azarya, Rabi Yeoşua ve Rabi Akiva, Yeruşalayim’e gitmişlerdi. Har ha Tsofim’e (Scopus Dağı) vardıklarında, şehre tepeden bakıp, yas içinde esvaplarını yırttılar. Tapınak Dağına (Moria) gittikleri zaman, bir tilkinin Kutsallar Kutsalı (Kadoş ha Kedoşim) bölümünde dolaştığını gördüler. Diğerleri ağlarken, Rabi Akiva kahkaha ile gülüyordu. Rabiler ona bakarak, “Neden gülüyorsun?” diye hayretle sordular. Akiva onlara,  “Sizler neden ağlıyorsunuz?” diye sordu. Rabiler, “Bu kadar kutsal bir yer bak ne hale geldi. Eskiden buraya yaklaşan yabancılar ölürdü. Şimdi tilki her şeyin üzerinden geçiyor. Bizler ağlamayıp da ne yapalım?” dediler. Akiva onlara bakarak, “İşte ben de bu yüzden gülüyorum. Yazılı olanlar için. Söylenen kehanetlere dayanarak gülüyorum. Kohen  Gadol Uriya’nın ve Peygamber Zeharya’nın kehanetlerini hatırlasanıza. 1.Tapınak döneminde Uriya’nın kehanetleri, 2.Tapınak döneminde ise Zeharya’nın söylediklerini hatırlayın; ‘Uriya, ‘Sizin yüzünüzden, Siyon sabanla sürülmüş tarlalara benzeyecek. Yeruşalayim otlarla, çalılarla bürünecek, vahşi bir ormana dönecek…” dedi. Daha sonra Zeharya 2. Tapınak döneminde, “Yaşlı adamlar ve kadınlar, Yeruşalayim sokaklarında yeniden yaşayacaklar…” dedi. Uriya’nın kehaneti gerçekleşti, demek ki Zeharya’nın dedikleri de gerçekleşecek” deyince, Rabiler gülümsediler ve hep bir ağızdan, “Akiva bizleri teselli ettin, Akiva içimizi ferahlattın” dediler.

Talmud,Makkot 24 b

Not: “Orduların Rab’bi şöyle diyor, kocamış erkeklerle kadınlar yine Yeruşalayim meydanlarında oturacaklar. Ve şehir meydanlarında oynayan erkek ve kız çocuklarla meydanlar dolacak… İşte ben onları, doğu diyarından ve batı diyarından kurtaracağım. Ve onları getireceğim ve Yeruşalayim içinde oturacaklar. Ve onlar benim ulusum olacaklar. Ve ben hakikatle ve adaletle onların Tanrı’sı olacağım.

Zeharya bap 8.1-7

1 “Çünkü İsrailoğulları benim kullarımdır. Mısır diyarından çıkardığım, kendi kullarımdır” Levililer 25:55

2 “Siz Tanrı’nız Rab’bin oğullarısınız” Tesniye 14:1

3 ‘La Sedaka Abalda La Gezera’  (Ladino Atasözü)

İLGİLİ HABERLER

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın