| Joelle PİNTO | Tüm Yazıları |
Spor ekibinin yemek pişirme macerası 11 Şubat Pazartesi günü saat 19:00’da Ramada Oteli’nin lobisinde karşılanmamızla başladı. Yeme İçme Müdürü’nün bizi lobide karşılaması için görevlendirdiği bir yetkili bizi karşılayıp, yazarlarımızın yemek yapacağı mutfağa doğru götürürken, gecenin gizli kahramanı ile tanıştık; Sous Chef Cemal Ateşoğlu. Daha mutfağa başlamadan uyanık yazarlarımız Cemal Usta’yı ayartmaya başlamıştı bile; “yardım edersiniz değil mi?” “Siz de yaparsınız” gibi pazarlıklar, otel asansörünün içinde eko yapıyordu. Bu durum beni gülümsetti, bizimkilerin yemekleri yüzüne gözüne bulaştıracaklarından artık emindim. Mutfağa geldiğimizde ilk iş herkese ait oldukları takımın önlüğünü dağıtmak oldu. Galatasaraylı aşçı adaylarımızın çoğunlukla olması beni içten içe sevindirse de, Fenerbahçe’yi temsil eden Levent kardeşlerin hakkını vermek gerek. İki kardeş güler yüzlerini eksik etmeden canla başla yemek yapmaya koyuldular. Gecenin liderliğini bekarlığında evde yaptığı yemeklerle tecrübe edinmiş, yaşça kıdemli olan Nedim Büyükabolafya üstlendi. Yazar ekibine askerlik yapıp yapmadıklarını soran Nedim, herkese görevler yağdırmaya başladı. Gecenin ilk falsosu yazarların patatesleri yıkamadan kesmeye başlamasıyla oldu. Patatesleri yıkamaları gerektiğini anlayınca, iyice yıkayıp soymaya başladılar. Maalesef herkese yetecek kadar soyma aleti yoktu ama patatesleri bıçakla soymaya kalkanların hali görmeye değerdi doğrusu. Bir ara Doğan Levent’ten “hayatımın ilk patatesini soyuyorum “ diye söylentiler duydum. Bu arada ağabeyi Vedat patatesleri iyice ufalayıp, kırmızı biberle marine ediyordu. Sıra mantarları soymaya gelince ekip onları soyup soymama konusunda kararsızlığa düştü. İmdada yetişen Cemal usta, becerikli elleriyle mantar soyma şovu yaptıysa da, bu el tutan iş için yazarlarımızı ikna edemedi. “Ah Şalom için neler yapıyoruz!” Mantarlar ve patatesler hazırlanıp, bezelye kavanozu da açılınca sıra onları ve tavuk butlarını pişirme poşetine koymaya geldi. Cemal usta pişirme poşetini unlamayı gösterdikten sonra ekip, Nedim’in direktifleriyle işe koyuldu. Tavukları baharatladıktan sonra bezelye, mantar ve patateslerle torbalara dolduran yazarlarımız, garnitürlü tavuğu fırına vermeye hazırdılar artık. Bir ara uzaktan “Ah, Şalom için neler yapıyoruz” diye mırıldanmalar duydum. Poşetlere şaşkınlık içinde bakan Cemal usta, aşçılık kariyerinde ilk defa böyle bir yemek gördüğünü söyledi. Nedim ise bekarlık günlerinde nasıl bu yemeği yaptığını anlatmaya başladı. Neyse ki eşi Ester bizi ziyarete gelmişti ve Nedim’in onun için sadece bir defa yemek yaptığını, bir daha da yemek görmediğini söyleyerek bizi aydınlattı. 3 soy, 2 ye… Garnitürlü tavuğu yaptıktan sonra sıra bademli pilava geldi. Cemal usta bademleri bir tencereye koyup sıcak suda biraz bekledikten sonra Rudi’ye bademin nasıl süzüldüğünü öğretti. Bademler süzüldükten sonra sıra onları soymaya gelmişti, fakat burada yazarlarımızı bir zorluk bekliyordu. Bademleri soyarken üç soy, iki ye felsefesini benimseyen ekibin sayesinde pilava atılacak badem sayısı iki elin parmaklarıyla sayılabilecek kadardı neredeyse. Bademleri de kavurmayı öğreten Cemal usta, pilav konusunda da bizimkilerin yardımına yetişti ve pilavın nasıl yapılacağını onlara gösterdi. Bizimkilere ise geriye bu leziz pilavı karıştırmak kaldı. Tavuk ve pilav olur da, salata olmaz mı hiç. Bana “gecenin en matrak anları ne zamandı?” diye sorarsanız eğer, salata yapım aşaması derim. Salatanın sıcak suda yıkanmasından tuttun, mıncık mıncık bölünmesine, üzerine kırmızı biberin de dahil olduğu Ramada Oteli’nin mutfağında bulunan neredeyse tüm baharatların dökülmesine kadar çok eğlenceli bir süreçti. Salata salata olalı böyle eziyet görmemişti ama, yemek sırasında salatayı tatmaya cesaret edenler biraz acılı ama lezzetli olduğunu söylediler. Gecenin en heyecan dolu dakikaları ise Viktor Kuzu’nun Cemal ustaya tavadan nasıl ateş çıkarılır sorusunu sorması ile başladı. Cemal ustanın gönüllüleri Levent kardeşler kızgın tavaların üzerine salata yapraklarının atılması sonucu oluşan aleve ilk başta bakakaldılarsa da, sonra havaya girip bize güzel bir şov sergilediler. Bu eğlenceli yemek yapma sürecinin böyle bir gösteri ile noktalanması çok hoşuma gitti. Sous Chef yemeklere not verince… Marifetli yazarlarımızın hamarat ellerinde çıkan yemekleri yemek için güzel bir sofra kuruldu. Bir de yemeğe eşlik etmesi için kırmızı şarap ikram edildiğinde, keyfimize diyecek yoktu doğrusu. Ancak yemeğe başlamadan, yazarlarımızı önemli bir test bekliyordu. Sous Chef Cemal Ateşoğlu, yemekleri teker teker tattı ve onlara not verdi. Salata: Sous Chef salatanın mükemmel bir sosu ve tadı olduğunu fakat mıncık mıncık olduğundan dolayı not alamayacağını söyledi. Salatanın ezilmemesi ve sıcak su ile yıkanmaması gerektiğini de sözlerine ekledi. Pilav: Pilav yapmak güçtür, her gün yaparsanız iyi yaparsınız diyen Ateşoğlu, yağ oranını da iyi bulduğu pilava 10 üzerinden 8 verdi. Garnitürlü tavuk: Tavuk için “kapalı pişti, lezzeti içinde kalmış” diyen sous chefimiz, yemeğe tat olarak 10 üzerinden 10 verdiğini söyledi. Çok teşekkür ederiz… Bize bu keyifli gece için mutfağı sağlayan Ramada Oteli Genel Müdürü Savaş Kutkan’a, kusursuz organizasyonu için Ramada Yiyecek ve İçecek Müdürü Murat Yılmaz’a, yardımlarından dolayı Sous Chef Cemal Ateşoğlu’na ve tüm Ramada Otel Mutfağı çalışanlarına, Galatasaray ve Fenerbahçe önlüklerini diktirip, keyifli gecemize espri katan Ester Yannier ve Niltex’e, projenin fikir babası ve gecenin Bursa Spor önlüklü fotoğrafçısı Viktor Kuzu’ya ve iş sonrası güler yüzlerini eksik etmeden lezzetli yemekler pişirip, bize çok keyifli bir gece yaşatan gazetemizin spor sayfası ekibine çok teşekkür ederiz. Gecenin “En”leri En çalışkan aşçı Yakir Mizrahi En güleryüzlü aşçı Doğan ve Vedat Levent En iyi badem süzen Rudi Diriman En şık aşçı Alp Alkaş En lider aşçı Nedim Büyükabolafya En iyi fotoğrafçılar Viktor Kuzu - Ester Yannier |
|
|
26 Mart 2008
|
|