Gözlem Banner
RSS
Yayın Haftaları X
Şalomist
Zeytinin kültürüne seyahat...
Nur ŞAUL BARAKAS Tüm Yazıları
Zeytinin kültürüne seyahat...

Zeytin hasadı dönemi genellikle kış aylarının başında oluyor. Ege Bölgesinin önemli ürünlerinden biri olan zeytincilik alanında kış dönemini ciddi çalışmalar yapılır. Zeytinler toplanır, sıkımhaneler tüm kapasiteleri ile çalışırlar. Zeytin taneleri damla damla yağ olur farklı şekillerdeki şişelere doldurulur. Dağ taş mis gibi zeytin kokar.

İşte hafta sonları bu yakın cennetlere kaçamak yapmak için fırsat doğuyor. 

İstanbul’dan başlayarak Ege bölgesini en güzel yerlerinden biri olan Zeytin cenneti Ayvalığa gitmek için ilk önce Çanakkale’den geçersiniz. Ardından Kaz Dağları tüm huzur ve doğal güzellikleriyle sizi karşılar. Kaz Dağları’na gitmişken Adatepe Köyü’ne uğramadan geçilemiyor. Çünkü bu köyde zeytinyağı müzesi görülmesi gereken yerlerden biridir. Burada eski zeytin toplama aletleri, farklı formlardaki zeytinyağı kapları ve folklorik eşyalar sergilenmektedir. Ayrıca burada kış aylarında zeytinyağının oluşumunu izlemek mümkündür. 

Adatepe’ye yolunda Garganos zirvesindeki Zeus atlarını da ziyaret edebilirsiniz. Mitoloji’de Tanrıların Tanrısı Zeus, Truva Savaşı’nı buradaki kayanın üzerinden seyretmiş ve zaman zaman müdahalelerde bulunmuştur. Bugünlerde Truva’yı oradan görme şansımız olmasa da Edremit Körfezi’nin tamamını görebilirsiniz.  Kaz Dağları’nın tertemiz havası bol yeşil alanı Ege’nin mavi sularıyla adeta ahenk içindedir.

Edremit’ten sonra Ayvalık gelir. Ayvalık özellikle Cunda (Alibey) Adası ile en güzel yerleşim yerlerinden biridir. Cunda’nın aslında iki adı vardır. Biri Cunda diğeri ise Kurtuluş Savaşı kahramanlarından Ali Çetinkaya’nın anısına verilen Alibey’dir. Çoğunlukla Cunda’nın adı kullanılır. Ayvalık sahilinden Cunda Adasına sık aralıklar ile motorlar kalkar. Bu motorların günün her saati ayrı bir tadı vardır. Özellikle gün batımında deniz suyunun hışırtısı batan güneşin turuncu rengi ile dans ederken akşamları yakamozu görmek başka bir keyiftir..   Burada sahilde sıralanmış balık lokantaları, dört mevsim hizmet vermektedir. Birbirinden lezzetli yöreye özgü mezeler sunarlar. Meze çeşitleri mevsimine göre değişse de 30 çeşitten fazla mezeyi bir tepside görebilirsiniz. Tabi bu lezzetli mezelerin tadına bakmaktan balığa pek yer kalmıyor.

Yıllardır her bahar ve yaz sonu gittiğim Ayvalık, sabahları gün doğarken de bir başka güzeldir.

 

Kahvaltı için hazırlanan sofralar zeytin ve zeytincilik kültürünün aynasıdır. Sabahları teneke tulumundan ve özel ekmeğinden yapılan Ayvalık Tostunun da bile zeytin ve zeytinyağının damak lezzetine doyarsınız. Kahvaltıdan sonra ünlü Taş Kahve’nin önünde bir keyif çayı içip güne iyi bir başlangıç yapabilirsiniz.

Dar sokakları gezerken eski Rum evleri ile karşılaşırsınız.

Eğer zeytin hasadı döneminde Ayvalık’a giderseniz, daldan zeytin düşürebilirsiniz. Zeytin yağı sihirli bir gıda olarak tanımlanabilir. Sadece yemek için kullanılmadığı aynı zamanda ruhsal ritüellerin başköşesinde yer aldığını, birçok hastalığa iyi geldiğini, geçmişte kralların kutsanmasında kullanıldığını mitolojide tıbbın babası Hipokrat’ın ülseri, kolerayı ve kas ağrılarını tedavi etmekte faydalandığını Hatta Mısır piramitlerinin yapımında taşları hareket ettirtmek için kullanıldığını öğrenebilirsiniz.

Ayvalık’ta akşamüzeri Şeytan Sofrası’na çıkmanızı önereceğim. Burada tüm Ayvalık’ı ve adalarını ( Maden, Pınar, Çıplak Kız, Yellice, Güneş, Balık, Kara isimli adaları)  kuşbakışı görebilirsiniz. Güneş batarken tüm Ege adeta turuncuya boyanır, gökyüzü ise bir renk cümbüşüne döner.

Baharın gelişi ile ufak bir tatil kaçamağı yapmak için İstanbul’a en yakın rotalardan biri olan Kaz Dağları ve Ayvalık’ı ziyaret etmenizi öneririm…

 

turksin
Şalomist Diğer Sayılar
Abone Formu X
İletişim Formu X
Abone Bize Ulaşın Reklam İnsan Kaynakları Tüm Hakları Saklıdır. Şalom Gazetesi 2008